1. YAZARLAR

  2. Ada Dengiz

  3. Yapay zekada nesnelerin interneti ve otonom araçlar
Ada Dengiz

Ada Dengiz

Avukat
Yazarın Tüm Yazıları >

Yapay zekada nesnelerin interneti ve otonom araçlar

A+A-

Hayatımızı daha akıllı bir hale getirmeyi vaat eden ‘’nesnelerin interneti’’ dijital bir devrim niteliğindedir. Nesnelerin internetine makine öğrenimi ve yapay zekânın eklenmesiyle birlikte günlük olarak kullandığımız ürünler kendi başlarına karar verme yeteneğine sahip oluyor. Dolayısıyla bağlantılı veya akıllı ürünler hayatlarımızı daha kolay ve daha verimli bir hale getirmeye başlamıştır. Peki, bu ürünlerin nesnelerin interneti aracılığı ile öğrendiği bilgileri kullanırken ortaya çıkan zararlardan kim sorumlu olacak? Mesela otonom araçlar aracılığı ile yapılan kazalar hakkında nasıl bir uygulama söz konusu? Örneğin klasik bir otomobili kullanılması sırasında ortaya çıkan zararlardan bahsedelim. Böyle bir durumda araç sürücüsü ortaya çıkan zararlardan dolayı hem madden hem de manen sorumludur. Ancak bu tip durumda araç sürücüsünün taksir veya kastından bahsedilememesi yani makul bir sürücüsünün kazayı önleyemeyeceği hususunda kanaat getirilirse uygulanacak cezai işlemler de farklılık gösterecektir. Peki, aynı durum otonom bir araç için de söylenebilir mi? Otonom bir araç farklı bir standartta mı tabi tutulacak? Ya da aynı senaryodaki otonom bir araç, başka bir araca çarpma kararını vererek yayaya çarpmaktan otonom araç ve sistemleri ne ölçüde sorumlu tutulacak? Mesela bu senaryoda haritalama yazılımı yanlış koordinatlar içermiş ve kameralar ortamı yanlış bir şekilde taramışsa ne olacak? Ya da kablosuz otonom araçlarının güncellemeleri için herhangi bir standart var mı? Yapay zekâ planlayıcısı, zarar görmüş ve kesinlikle bakıma ihtiyaç duyan frenlerin değiştirilmesi hususunda bayi ile randevu alması gerekirken bunu henüz yapmadıysa ne olur?

Burada önemle belirtmek gerekir ki bu sorular günümüz dünyasında varsayım olarak nitelendirilemez. Ülkemizde belirli bir yapay zekâ mevzuatı bulunmamakla birlikte, geleneksel ürünler için sorumluk üç ana başlıkta değerlendirilmektedir. Bunlar: Borçlar Kanunu’nda ‘’sözleşme sorumluluğu’’ veya ‘’haksız fiil’’, Tüketici Kanununda ‘’mal satışı ve tüketiciyi koruma’’ başlıkları ile belirlenmektedirler. Peki, bu tip sorumluluklardan bahsediyorsak, yapay zekâ odaklı ürünlerinin tasarımcısı, üreticisi, satıcısı veya kullanıcısı ne denli sorumlu tutulabilecek?  Tüm bu sorular ışığında mevcut kanunlarımız nezdinde bir değerlendirme yapmak gerekirse:

Otonom Araçlar İçin Sözleşmeden Kaynaklı Bir Sorumluluktan Bahsedilmesi Halinde; Sözleşmede yer alan bir koşul veya sözleşme kapsamında yer alan garantinin ihlali halinde ortaya çıkan zararlardan doğrudan yapay zekâ teknoloji üreticisi sorumlu tutulabilir. Keza ortada bir satış sözleşmesi var ve otonom da olsa ayıplı bir malın üretiminden bahsediyoruz. Bu gibi durumlarda sözleşmesel sorumluluğu ele alan kanun maddeleri tabi ki de kullanılabilir. Garanti sözleşmeleri ise, satış sözleşmelerinin ana amacına yönelik taraflara karşılıklı teminat verir. Bu gibi durumlarda satış sözleşmesine yönelik alınan teminatın açık veya zımni olmasına da gerek yoktur. Dolayısıyla yapay zekâ teknolojilerinin tasarımcıları ve üreticileri, sözleşme ihlali iddialarını önlemek için tüm sözleşme koşullarının ve garantilerin karşılandığından emin olmalıdır. Bir ihlalin olası çözümlerini belirlemek için garanti kapsamında yer alan tüm koşulların var olan satış koşullarından ayırt edilebilir olması gerekir. Koşul, sözleşmenin birincil amacı için anahtardır ve ihlal edilirse alıcının belirli durumlarda sözleşmeyi iptal etmesine izin vermelidir. Öte yandan, bir garanti ihlali söz konusu olur ve tazminat talebine yol açarsa, ancak zarar gören tarafa malları reddetme ve sözleşmeyi reddedilmiş olarak değerlendirme hakkı vermemelidir. Türkiye’de alıcıya ayıplı mallara karşı seçimlik haklar tanımlanmıştır. Bunlar sözleşmeden dönme, satış bedelinde indirim isteme, satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve satılanın bir benzeri ile ayıpsız olanla değişimini isteme haklarıdır. Bu kapsamda ayıptan dolayı satıcının sorumluluğu söz konusu ise TBK'nın 227. maddesinde düzenlenmiş olan seçimlik haklarını kullanabilecek ve ilgili madde uyarınca genel hükümlere göre de alıcının tazminat isteme hakkı da ayrıca korunmaktadır. Buradan yola çıkacaksak nesnelerin internetinin kullanılması suretiyle sözleşmesel sorumluluğa gitmek işin tazminat boyutunda ne derece müteselsillik ilkesi uygulanacağı, ortaya çıkan zarardan sonra açılacak rücu davaları ile görülecektir. Hukuk her zaman her konu hakkında cevap vermese de genel hükümler nezdinde geniş yorum yapmak zorunda kalabiliyoruz ki bu durum dahi yapay zekâ teknolojileri için ne denli yeterli olduğu tartışma konusudur.

Peki, yapay zekâ temelli ürün üreticisinin bahse konu ürünü satacak olan kişi ile kurduğu sözleşmesel ilişki ne olacak? Burada taraflar haklı gerekçelerle genel hukuk ilkeleri dışında sözleşmeye ek bazı özel koşullar koymaktadırlar. Alıcı ve satıcı arasında belirli koşulların karşılaması için nitelikli kriterlerin ayrıca sözleşme içerisine yerleştirilmesi en azından zararın teselsül ilkesi nezdinde taraflar için kolaylık sağlayacaktır.

Nesnelerin İnterneti yolu ile kullanılan ürün sorumluluğundaki ihtilafların çoğu ‘’haksız fiil’’ sorumluluğuna dayandırılabilir. Haksız fiil, hukuk kurallarına aykırı bir şekilde diğer bir kişinin malvarlığı veya şahıs varlığında zarar meydana gelmesine neden olan eylemdir. Dolayısıyla haksız fiilden bahsedilebilmesi için zarara sebep olan fiilin öncelikle hukuka aykırı olması gerekir ve bahse konu hukuka aykırı fiilin maddi ya da manevi bir zarara neden olması şarttır. Bu itibarla haksız fiil davalarında davacı, üreticinin söz konusu ürünün tasarımından veya üretiminden kaynaklı ihmalin varlığını öne sürmeli veya ürünün kullanılması halinde oluşabilecek tehlikeler konusunda uyarmadığını ispatlamalıdır.

Üretici, kullanıcının ürünü kullanım kılavuzunda yazan kurallara riayet ederek kullansaydı bu yaralanma meydana gelmeyecekti gibi sebeplere değinecekken, ürün kullanıcısı da, ürünü kullanırken tüm tedbirleri almasına rağmen yapay zekâ temelli ürünün kendisini yaralayacağını iddia edecektir. Bu durumda, üretici, tasarımının kusurlu olmadığını kanıtlamak için kullanıcının ürününü kötüye kullandığına işaret edebilmelidir. Ancak tüm bu ihtimaller hâlihazırda var olan kurallarımız nezdinde söz konusuyken gelişen teknolojinin oluşturduğu zararlar artmaya devam ettikçe, yapay zekâ güdümlü ürünün kullanımlarına (veya yanlış kullanımlarına) odaklanmanın azalması muhtemeldir. Yapay zekâ teknolojisinin çalıştırılmasıyla bağlantılı riskin “kontrolünde” kimin olduğuna ve operasyondan kimin yararlandığına odaklanılarak, ürünü yönlendiren temel yazılımın algoritmalarına ve tasarıma odaklanacağı günlerin gelmesi ve bu temelde kararların verilmesi kanımca daha doğru olacaktır.

Peki, otonom arabalar için ne söyleyebiliriz. 2918 sy Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. Maddesine göre sürücü; ‘’karayolunda, motorlu veya motorsuz bir aracı veya taşıtı sevk ve eden kişidir.’’ şoför ise ‘’karayolunda, ticari olarak tescil edilmiş bir motorlu taşıtı süren kişidir.’’ Araç sahibi veya uzun süreli kirayan kişi ise ‘’araç işleten’’ olarak tanımlanır. 2918 sy Karayolları Trafik Kanunu’nun madde 85/1’ göre; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, işleten sayılan kişi (veya kişiler) bu zarardan sorumlu olacaktır. Dolayısıyla ilgili hükme göre işletenin sorumlu tutulabilmesi için her şeyden önce aracın işletilmesi gerekir ki bu çerçevede hâkim olan görüş işletenin sorumluluğunun tehlike esasına dayandırılmasıdır. Tehlike sorumluluğu çerçevesinde belirli bir tehlike kaynağını işleten kişi kusursuz da olsa bu tehlike kaynağının sebebiyet verdiği zararlardan sorumlu tutulmaktadır. Ancak kazaya aracı harekete geçiren mekanik bir aksaklık neden olmalıdır. Buna göre otonom sürüş çerçevesinde bu madde ele alındığında aracın çevresindeki nesneleri yanlış algılaması veya araçta bulunan ve yapay zekâ temelli bir sensörün arızalanması ya da hatalı yazılım sonucunda meydana gelen bir trafik kazası bu aracın arz ettiği tipik tehlike ile doğrudan ilişkilendirilebilecektir. Yine araçta meydana gelen yazılım hataları veya oto pilotun hatası doğrudan araçtaki bozukluk olarak değerlendirileceği için işleten kendi kusuru olmadığını ispatlasa dahi 2918 sy. Kanunun madde 86/1’e göre sorumluluktan kurutulması mümkün olmayacaktır. Peki, aracın yapay zekâ temelli otonom sisteminin üçüncü kişiler tarafından hacklenmesi durumunda sorumluluk kime ait olacaktır. İşte bu noktada ilgili kanunlarımız yetersiz kalmaktadır. Keza Türk hukukunda sürücünün sorumluluğu genel hüküm niteliğindeki 6098 sy. TBK mad.49/1 gereğince değerlendirilmektedir. TBK md. 49 kişilerin kusur sorumluluğuna dayanmaktadır. Otonom araçlar hakkında bu madde uyarınca değerlendirme yapılırken aracın sürücünün hâkimiyetinde olup olmadığına göre bir sınıflandırma yapılmadığı sürece ciddi hak kayıplarının oluşacağı aşikârdır. Araç tamamen sürücü hâkimiyetinde bulunuyor ise kusur tespitinde genel hükümler aynen uygulanabiliyorken araç hâkimiyeti otonom araçta ise sürücünün kusuru nasıl tespit edilecektir? Otomatik sürüş sisteminin devreye girdiği esnada aracı bizzat otomatik sistem sevk ve idare etmektedir. Kazanın yazılım ya da diğer bir tasarım hatasından kaynaklı meydana gelmesi halinde üretici ve araç işleten müteselsillen sorumlu olacaktır. Ancak zarar paylaşımının nasıl olacağı halen tartışma konusudur. Kısmi ve ileri seviyede otomatize edilen sistemlerde sürücüden özenli davranmasını beklemek isabetli olmayacaktır. Aksi halde hukuk düzenimizin koruduğu menfaat dengesi de sarsılacaktır.  Araç işletenin gerekli denetimleri ve aracın muayenelerini yaptıktan sonra otomatize sistem aracı devralıp sürdüğü esnada araç tam otomatize sistemin hâkimiyetinde iken meydana gelen hatalardan sürücü sorumlu tutulmamalıdır.

Yapay zekâ temelli otonom araçlar için cezai sorumluluk açısından henüz bir düzenleme yoktur. Hukuk sistemimizde kişinin ceza sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için kastın veya taksirinin bulunması gerekir aksi halde kişiyi meydana gelen sonuçtan sorumlu tutmak mümkün değildir. Otonom aracın yol açtığı bir kazaya yönelik kasttan söz edemezken taksir unsuru dikkatlice incelenmelidir. Peki, otonom aracın karıştığı bir trafik kazasında taksirli bir eylem yüzünden ölüm veya yaralanma meydana gelirse sorumluluk araç işletene mi sürücüye mi yoksa araç üretene mi yüklenecektir. Bu gibi soruların cevabı özen yükümlülüğünün kime ait olduğuna göre değişecektir. Araç işletenin tüm dikkat ve özeni göstermesi gerektiğini savunursak bu durum otonom araçların kullanım amacına aykırılık teşkil edecekken diğer taraftan araç işleten veya sürücü yerine araç üreticinin özen göstermesi gerekirdi şeklinde bir savunma yapılacaksa araçta tasarım ve yazılım hatası olmadığı öncelikle ispatlanmalıdır. Aracı sistem sevk ve idare ederken veya sürerken meydana gelen kazada sistemin sorumlu tutulması ise yapay zekâya uygulanacak yaptırımın nasıl olacağı sorununu gündeme getirir.

Sonuç olarak yapay zekâ temelli tüm sistemlerin günlük hayatımıza hızlı bir giriş yapmış olması sebebi ile hâlihazırda var olan hukuk kurallarımız bu sistemlerin meydana getirdiği veya meydana getirme olasılığı olan durumlara ilişkin hakkaniyetli bir çözüm sunamamaktadır. Bu itibarla tüm olasılıklar ışığında olmasa da en azından genel hukuk düzlemine uygun kapsayıcı bir kurallar bütünü oluşturmamız gerektiği yadsınamaz bir gerçektir.

SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

İnstagram.com/adahukukvedanismanlik

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT