1. YAZARLAR

  2. Emrihan Aydın

  3. Üretim ekonomisinin iki yüzü
Emrihan Aydın

Emrihan Aydın

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Üretim ekonomisinin iki yüzü

A+A-

Son yıllarda önemi daha da ortaya çıkan ve sıkça duyduğumuz “Üretim Ekonomisi” kavramını masaya yatırmamız gerekiyor.

Öyle popülist şekilde üretim ekonomisine geçmeliyiz demekle veya yıllardır üretim ekonomisinin önemi anlatılıyor ama neden bir türlü geçemiyoruz diye düşünmekle de olmuyor. Özel sektör kamudan bir şeyler bekliyor ve kamu çabaları karşılığında özel sektörden hareket bekliyor. Bu böyle sürüp gidiyor…

İçerik, detay olarak şöyle ya da böyle olmalıdır demeyeceğim. Çünkü teknik kısımdaki öneriler bu yazımızın konusu değil. Bu yazıda üretim ekonomisinin bu kadar dillendirilmesine karşılık neden bir türlü hayata geçirilemiyor ve nasıl geçirilebilir sorusuna bir pencere açmak.

Aslında üretim ekonomisine geçiş için gerek kamu, yani idarenin, gerekse özel sektörün yapması gerekenler var: Her şeyden önce politikaları belirleme konusunda elbette ilk adımı devletin atması gerekmektedir. Nedir o ilk adım? Özel sektörün tamamının vizyonunu standart hale getirme çağrısını yaparak işe başlamalı. İkinci adım özel sektörden gelmeli. Özel sektörde bu çağrıya cevaben, faaliyet alanı ne olursa olsun, marka odaklıüretim ekonomisi vizyonu taahhütnamesini oluşturup imzalamalı ve internet sitesinde yayımlamalı.

Yukarıdaki ilk adım iki taraf arasındaki geçmiş kırgınlıkların ortadan kaldırılması yolunda sulh adına ve gelecek hedefinin ortak olması bakımından büyük önem taşımaktadır. “Büyük düşün küçük bir adımla başla” sözündeki küçük adım yukarıda anlattığımdır.

Şimdi gelelim iki tarafın yapması gereken diğer adımlara. Türk iş dünyasından uluslararası ve ulusal ölçekte markaların çıkabilmesinin önünde 3 büyük engel bulunmaktadır: Birincisi ağır vergi yükü, ikincisi ağır bürokratik yapıve işleri zorlaştıran, hantal, bürokratik yapı ve üçüncüsü ise verimsiz devlet destekleri. Kamu eğer özel sektörün güçlü bir yapıya gelerek markalaşma vizyonu içerisinde olmasını istiyorsa, en önemlisi de vergi gelirinin artmasını istiyorsa, Cumhuriyet tarihinde milat olacak bir vergi reformu gerçekleştirmeli. Bu reform, yara bandı niteliğinde günü kurtaran, mevcut sistem üzerinde oynamalar şeklinde değil de, köklü çözümler getiren; gelecekte özel sektörün vizyonunu kolaylaştıracak bir yapıda olmalıdır. Bugünü değil, yarını inşa etmelidir. Bu da mevcut sistem üzerinde revizeler yaparak değil, sil baştan yapılandırarak olmalıdır. Vergi sistemi kurgulanırken ortak akılla hareket edilmelidir.

Devlet destekleri sil baştan yenilenmelidir. Ödüllendiren, girişimci ve iş adamlarının önünü açan, -mış gibi yaparak değil, gerçek mana da efektif kalemlerden oluşan bir yapılandırma olmalıdır.

Ülkemizdeki en önemli gelişim engelleyici konulardan bir tanesi, bürokratik yapıdır. Bir ülke düşünün, cumhurbaşkanı o ülkenin bürokrasisinden şikâyet etsin. İşte o ülke, Türkiye maalesef. Bu yapı değişmediği sürece üretim ekonomisine geçiş imkânsız.

Gelelim özel sektöre. Bir kere yatırımlar,gider kaleminde ilk sırada olmalı. Yatırım ana kalemi içerisindeki en büyük pay ise beşeri yatırıma ayrılmalıdır. İş fikrinden büyük bir şirkete uzanan yolda, hemen hemen tüm müteşebbisler elde edilen geliri verimli şekilde kullanmıyorlar. Daha açık söylemek gerekirse iş adamları olması gereken düzeyde markalarına yatırım yapmıyorlar. 2017 yılında dünya genelinde 9.11 milyon ticari marka tescili başvurusu yapılmıştır. Uluslararası marka başvurularında Çin 1. Japonya 2. ABD 3. Türkiye ise 9. sırada yerini aldı.

Mademki 2023 yılı hedefi var. 2023 yılı için markalaşma hedefi de koymalıyız. Mesela 2023 yılına kadar en az 5 uluslararası marka çıkarmak.

Bu konuda 17 yıldır iş adamlarının içinde sürekli bulunan birisi olarak daha majör bir önerim olacak: Bu da sermaye sahibi iş adamlarına yukarıdaki vizyonlar ışığında eğitimler vermek. Başka türlü düzelmez.

Sonuç olarak marka odaklı üretim ekonomisine giriş bu kadar kolay. Yeter ki her iki taraf açısından gerekli irade ortaya konulsun.


SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

Twitter.com/emrihan_aydin

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT