1. YAZARLAR

  2. Av. Alper Doğan Kuşkovan

  3. Türk Aile Yapısı ve Boşanmalar
Av. Alper Doğan Kuşkovan

Av. Alper Doğan Kuşkovan

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Türk Aile Yapısı ve Boşanmalar

A+A-

Bir kadının en mutlu günü ne zamandır ? Çocuğunun doğduğu gün mü ? İlk kez yürüdüğü gün mü ? Mezun olduğu gün mü ? Sadece çocuklar üzerine örnek veriyorum zira toplumumuzda kadın, yaşantısını çocuklar üzerine kurmaktadır. Çok sever kadınımız. Özellikle çocuğunu/çocuklarını çok sever. Öyle bir sever ki bakınca bakışlarından anlarsınız. Yabancı ülkelerden farklı olarak asker gibi yetiştirmez. Ağlamaz onların çocukları. Büyüyünce de ruhsuz olur. Öyle yetiştirmezler bizi. Korur kollar kadın. Ağlamayı kadın öğretir çünkü sığınacak limandır çocukken. Hani kendi düşen ağlamaz derler ya. Çocukken ağlar bizim çocuklarımız. Kendi düşse de ağlar. Sevmeyi o öğretir. Biraz alıngan, biraz asi, sevdikleri ve değerleri için ölebilecek bir hale getirir. "Ölürüm sana" cümlesi bizim için mübalağa değildir. Hiç olmamıştır. Çok sever kadın çocuğunu. Dünya malından, kocasından hatta anne ve babasından bile çok sever. Onun için yaşar. Mutluluğu, mutluluğudur. Hüznü, hüznü. Canı sıkkın olduğunu hissedince çocuğunun uyuyamaz. Ertesi gün işe gidecek olsa bile uyuyamaz, gözleri şiş olarak gider işe. Uyuyorsa fırına göndermeye kıyamaz kendi gider daha ne diyeyim:) Mutluluk demek çocuk demektir. Fakat en mutlu olduğu günü çocuğuyla yaşamadı. Çoğu mutluluğu çocuğu olabilir. Fakat en mutlu olduğu gün, o çocuğu kendisine verecek olan adamla evlendiği gündü.

Bir adamın en mutlu olduğu gün ne zamandır ? Evlendiği gün olmadığı kesin:). Düşünsene saatler süren hazırlıklar, büyük bir aileyse ya da toplumsal statüsü yüksek ise yüz binlerce lirayı rahatlıkla bulabilecek düğün masrafları, eski yaşantısının değişeceğinin en büyük sinyali. Yok yok adam sevmez düğünü. Çocuğuyla ilgili bir gün olabilir mi ? Çünkü çok sever adam. Belli etmez ama sever. Yapısı gereği soğuktur. Hayata hazırlamaya çalışır. En sevmediği gerçekleri tak diye yüzüne vurur. Gönderir sabahın beşinde fırına getirtir o ekmeği. Getirdiği ekmeği yemeyi de sever yine belli etmez. Geç getirdin sofra hazır diye kızar üstüne. Ara sıra bağırarak sorumluluk sahibi olmasını sağlamaya çalışır. Kumanda niye burada diye bağırır mesela durduk yere. Ya da eve geldiğinde geldiğini mutlaka belli eder. Yüzünü okşamaz çocuğunun kadın gibi. Düşünce gidip yanına sarılınamaz ona. Fakat o da çok sever bilinir. Çocuğunun güzel bir şey yaptığında tüm gün mutlu olmasından bilinir.   Yaptığı fedakarlıklardan bilinir.  Arkadaşlarına hep çocuğunu anlattığından, onla gurur duyduğundan bilinir. Gece çocuğu uyurken gündüz hiç sevgi göstermeyen adamın, gece üstünü örtüp saçını okşamasından bilinir. Onun en çok mutlu olduğu gün diye bir kavram yoktur belki. En çok mutlu olduğu günler vardır. Bir erkeğin en çok düşünme yetisini kaybettiği, aklının pek çalışmadığı bir dönemdir bu ve ismine flört dönemi denir. O da çocukla ilgili değildir. O çocuğu ona verecek kadınla ilgilidir.

Çocuklarını, eşlerini bu kadar çok seven Türk toplum yapısında nasıl olur da bu kadar çok boşanma olur ? Aslında dayandığı bazı olgular var.

Bozulan Genel Ahlak

Son yıllardaki boşanma oranlarındaki genel düşüşleri saymaz isek  artışların en önemli sebebidir. Televizyon dizilerindeki evlilik birliğine uygun olmayan yaşantı şekillerinin Türk toplumuna empoze edilmesi, gelişen ekonomik ve sosyal imkanlar, yüzyılımızın getirdiği ahlaksal çöküntü sadakat yükümlülüğüne uymayan çiftlere sebebiyet vermektedir.

Fiziksel ve Psikolojik Şiddet

Küçüklükten beri işlerini şiddetle çözmeye eğiten düzen, evlilik birliğinde de bu yola başvurulmasına sebep olmuştur. Fizyolojik yapısı fiziksel şiddete uygun olmayan kadın, daha çok duygusal şiddete başvurmaktadır( İstisna da olsa fiziksel şiddete maruz kalan erkekler de var). Bu duygusal şiddet en çok sürekli olarak yaşanacak hayatı çekilmez hale getirecek davranışlarda bulunma şeklinde daha çok kendini göstermektedir. Örneğin eve geldiğinde konuşmama, yakınlık göstermeme ya da hesaba almama gibi. Erkek ise ya durduk yere ya da psikolojik şiddete tepki olarak fiziksel şiddete başvurabilmektedir. İlerleyen yaşlarda erkekler fiziksel şiddetten çok psikolojik şiddete başvurmaktadır. Sürekli hakaret etme ve aşağılama gibi.

Mantık Evlilikleri

 Ailelerin mirasın bölünmemesini istemesinden kaynaklı yaptırdığı akraba evlilikleri ya da özellikle bayanların nadir olarak erkeklerin ekonomik sebeplerle yaptığı menfaat evlenmeleri, evlilik birliğinde sevgi ortamını oluşturamadıkları zaman kısa sürede çökmekte, ev içinde yaşam çekilmez hale gelmektedir. Zina en çok mantık evliliklerinde görülmektedir. Zinanın normalde erkek tarafından daha çok yapıldığı halde mantık evliliklerinde daha çok bunu yapan kadınlar olmaktadır. Gündelik dilden farklı olarak hukuki anlamda zina, evli olan taraflardan birinin sadakat yükümlülüğüne uymamasıdır. Hukukumuzda zina suç değil, özel boşanma sebebidir.

Düşünce Uyuşmazlığı

Farklı görüş ve yaşantıya sahip bireylerin, kısa sürede birbirini tanımadan beraber yaşayabileceklerini düşünmeden yaptığı evlilikler, ev içindeki tartışmalar yüzünden kısa sürede bitmektedir. İlk beş yıl boşanan çiftlerin %39.1 orana (2015 yılı TÜİK verisi) sahip olmasının en önemli sebebidir.

Üst Soyun Anlayışsızlığı ve Üst Soya Düşmanlık

Bunun sebebi ailenin özellikle bayan annenin erkek evladını eşle paylaşamaması ve kadın eşin küçük yaştan beri erkeğin annesine düşmanlık besleyecek şekilde yetiştirilmesidir. Paylaşamama duygusunun kinle beslenmiş halidir.

Cehalet

Küçük sorunları, gerekli kültür birikimi ve beceriye sahip olunmamasından kaynaklı büyük dağlar haline getirmekten, normale uygun davranış göstermemekten kaynaklanan boşanmalar da vardır.

Ekonomik Sıkıntılar

Aileyi geçindirecek gerekli ekonomik yeterliliği olmayan çiftlerin de boşanması bir hayli fazladır.

Sorumluluk Duygusunun Olmaması

Çoğunluk erkek, daha az olarak kadında görülen bu davranış, aile içinde bir tarafın aşırı çaba verdiği halde diğer tarafın üstüne düşen görevleri yapmayarak çaba veren tarafın hayattan soğumasına sebep olmaktadır.

Toplumsal Statü Farklılığı

Statü olarak diğer tarafla arasında olumsuz olarak çok fazla fark olan taraf, kendini kötü hissetmekte bu sebeple diğer tarafa kötü davranmaktadır. Bu da evliliği çekilmez hale getirmekte beraber yaşantıyı imkansız kılmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT