1. YAZARLAR

  2. İsmail Sayan

  3. Toplum düzeni kuralları önce insan nedir? İnsanı tanımlamak lazım
İsmail Sayan

İsmail Sayan

E. Kdm. Binbaşı
Yazarın Tüm Yazıları >

Toplum düzeni kuralları önce insan nedir? İnsanı tanımlamak lazım

A+A-

1- İnsan, meleklerin, dağların, taşların yüklenmeye cesaret edemediği yükü,  yüklenme mesuliyetini kabul etme cesaret ve kudretini gösteren güçlü bir varlıktır. (Ahzab-72)

2- İnsan, Allah'ın canlılar içinde melekler dâhil, kendine halife tayin etme şerefinle layık olan onurlu bir varlıktır.  (Bakara-30)

3 - İnsan canlıların en şereflisi eşrefi mahlûkattır. (İsra-70)

4- İnsan Allah'ın halifesi ise Esmaül Hüsna diye tarif edilen Allah’u Teâlâ’nın bütün sıfatlarını vasıflarını sahip olan varlıktır. Yalnız pozitif olanları yapmaya layık olan onurlu varlıktır.

5 -Bu kadar özellik bu kadar güzelliklere sahip olan insanda iyilikler, faydalı işler ve güzellikleri beklemek Ummak, beklemek meşrudur, haktır, insana bu yakışır.

6- Allah İnsanın akıl mantık bellek ruh gönül izan, idrak, tahmin etme, muhakeme etme analiz etme, doğruyu güzeli bulma, faydalıyı iyiyi elde etme kabiliyetini yetkisini yeteneğini bahşetmiş vermiştir.

7 - Bu üstün vasıfları özelliklere ve yetilere sahip ve Malik olan insanın da muazzam, güzel mükemmel sistemler, muhteşem düzenler kurmağa barış, huzur ve güvenlik refah içinde birlik beraberlik içinde toplum halinde yaşama hakkı en doğal hakkı ve görevidir.

8 - İnsan doğası ve fıtratı gereği yalnız yaşayamaz, yalnız yaşamamıştır zaten yalnız yaşamayı tercih edenler hasta defolu, sorunlu insanlardır normal değildir

9- Toplum halinde yaşamak, mecburiyet, gerekli, ihtiyaç bir şey olduğuna göre bu toplum hayatının sürebilmesi hayatiyetini sürdürebilmesi için bir düzen, nizam, bir sistem kurması şarttır. Elzemdir zira hayvanların bile bir sistemi düzeni vardır.

Bu düzen, bu sistem insanların belli birtakım kuralları uyumasını mecbur bırakır ki adalet, huzur, güven, barış, esenlik ve selamet oluşsun. Yoksa Güçlünün zayıfı ezdiği Altta kalanın canı çıktığı Kaos, kargaşa anarşi ayrışma huzursuzluk olur hiç kimsede huzur, güven, Barış, sevgi, saygı güzelliği kalmaz. Bu ilk insanlardan bugüne böyle olmuştur insanlar hep daha İyiyi daha güzeli arar olmuşlardır.   İşte bu düzen  bu sistem Her şey bu düzenin güzel işlemesine bağlıdır ekonomi, sosyal hayat, devlet, huzur, güvenlik, adalet, barış her şey düzenin işlemesine bağlıdır düzen bozulursa her şey bozulur, tadı tuzu kaçar neşesi huzuru kaçar Bir ülkenin Bir toplumun düzenin sağlanması bazı kuralların bütününü uygulanması ile mümkündür şimdi bu kurallar bütününe bir göz atalım;

Toplum düzenini sağlayan Bu kurallar Kaideler şunlardır

1- Hukuk kuralları

2-  Din kuralları

3- Ahlak kuralları

4- Örf adet, toplumsal normlar, töreler ve gelenek görenek kurallarıdır.

Şimdi bu 4 kurallar bütününe bakalım;

1- hukuk kuralları; hukuk, hukuk kurallarının kaidelerinin bir araya gelmesinden oluşur devletin yetkili organları tarafından konulan ve insan davranışlarını düzenleyen ceza, yaptırım uygulayan Emir ve yasaklar bütünüdür bir uygulamanın hukuk kuralı olabilmesi için şu dört şartı ihtiva etmesi lazım.

a- Emir ve yasaklar içermesi lazım.
b- İnsan davranışlarını düzenlemeye yönelik olması lazım.
c - Devletin organları tarafından konulmuş olması gerekir.
d- Cebir ve müeyyide, yaptırım ve ceza içermesi lazım hukuk kurallarını ihlal edenlere uygulanan ceza ve bir kişinin hayatına, kişinin hürriyetine mal varlığına, uygulanır. Yani hukuk kuralı, emir ve yasakları içerir insan davranışlarını düzenlemeye yöneliktir devletin yetkili organları tarafından konulmuş ve Ceza yaptırma donatılmış bir bütündür. Bu bölgelerden biri eksik olursa hukuk kuralı olmaktan çıkar amacına ulaşmaz amaç hâsıl olmaz yani adalet tecelli etmez düzen bozulur.

2- Din kuralları;

Allahü Teala tarafından konulan ve insan davranışları düzenleyen öbür dünyada cehennem azabı çekecek korkusu ve endişesiyle müeyyidelendirilen emir ve yasaklardır. Din kurallarında hukuk kurallarında aranan 4 özelliğin hepsi de vardır. İnananlar bu dünyada Allah'ın emirlerini ihlal etmelerinin cezasını öbür dünyada çekeceklerine inanırlar bundan korkarlar ve çekinirler.

Allah'ın emirlerini ihlal etmekten karşı gelmekten sakınırlar ve din kurallarına uyarlar burada ceza azap, müeyyide yaptırım ise korku ve vicdan azabıdır. Hukuk kuralları ile din kuralları arasında çatışma da olabilir çakışma da olabilir bazı davranış kuralları hem hukuk hem de din tarafından yasaklanır. Örneğin hırsızlık yapmak her ikisinde de yasaktır fakat bazı hallerde dinen yapılması gereken veya meşru görülenler hukuk tarafından yasaklanabilir bir din kuralına kendisine bu dünyada Gerçekleşecek bir Cebir bağlanırsa aynı zamanda, hukuk kuralı da olabilir yani din kurallarından kasıt ilahi düzen ilahi adalettir.

Yani evreni, uzayı, tabiatta denizde ve ormanların hayvanların böceklerin bitkilerin düzeni, nizam-ı, organizasyonu ve sistematiğidir insanoğlu da evrendeki bu dönen Çarkın devam eden mükemmel muhteşem muazzam düzenin bir parçası bir organıdır tamamlayıcısıdır.  Fakat insanoğlu çoğu zaman bunun farkına varmaz görmezden gelir. Aslında hayatımızın bir parçası olan her an cereyan eden ilahi düzen bozulursa aksarsa insanın düzeni de bozulur huzuru da bozulur. Uzayın atmosferin ormanların hayvanların bitkilerin buzulların tabiatın düzeniyle, nizaıyla insanın düzeni birbirleriyle etkileşim iletişim halindedir birbirlerini negatif veya pozitif olarak beslerler, desteklerler dolaylı olarak direkt olarak insanın kurduğu düzenin dışındaki tüm sistemler düzenler insanın güzelliğine huzuruna mutluluğuna refahına güvenine hak ve özgürlüğüne katkı sağlar ekonomisine faydalı ve yararlıdır insana melek gibi insan dendiği gibi şeytan gibi İblis gibi insanda denebiliyor.

Yani insan mükemmel, muazzam ve şahane olduğu gibi bu sayede dünyanın diğer sistemlerine saygıyla sevgiyle hürmetle empati ile anlayışla yardımcı olduğu desteklediği gibi şeytan gibi rezil aşağılık hain kalleş olup ilahi düzene o muhteşem nizama zarar verebiliyor.

Hayvanları öldürüp öldürüyor nesillerin de yok ediyor atmosferin Sera etkisini kirletiyor mahvediyor delik deşik ediyor zehirliyor. Ağaçları kesiyor kendi nefesini oksijen de yok ediyor suları israf ediyor. Yerüstü yeraltı sularını hoyratça haksızca hadsizce tüketiyor ziyan ediyor denizleri tabiattaki suları alabildiğine kirletiyor bozuyor. Yani doğa insanoğluna ne kadar iyilik güzellik yararlı oldukça insan hala nankörlüğünden hainliğinden vazgeçmiyor bencilliği ne benliğine ihtirasına hırsına nefsine açgözlülüğün doymazlığına nasıl oluyor da kölesi tutsağı oluyor.

Doğanın evrenin tabiatın düzeni, işleyişi ve nizamında ilahi adalet tecelli ediyor. Adil düzen aksamadan evrenin düzenini devam ettiriyor fakat aynı zamanda ilahi Adalet, yanlış yapan kusur İşleyen bu düzene zarar verenlere gerekli cezayı ve belayı veriyor. İlahi adalet sayesinde yağmurlar afet oluyor, sel oluyor, ormanlar yok oluyor, çöl oluyor, çorak oluyor ve sular her geçen zaman daha azalıyor insanlar susuzluk pençesine daha çok yaklaşıyor farkında olmadan insanoğlu yaptığını cezasını görüyor ettiğini buluyor ne ekerse onu biçiyor üzdüğü kadar üzülüyor çektirdiği kadar çekiyor ağlattığı kadar ağlıyor, zulüm yaptığı kadar zulüm görüyor işte adalet budur aslında.

Gerçek adalet budur hiçbir suç cezasız kalmıyor hiçbir ihanet nankörlük karşılıksız kalmıyor. Bitkilerin sebzelerin gıdaların hayvanların fıtratını bozdular doğasını yapısını bozdular. GDO’lu yaptılar hastalık kanser obezite gibi bela olarak da cezasını bedelini ödüyor.

Dünyanın düzeni bozulurken sistematiği değiştirilirken dengesiyle oynanırken insanın mutlu olması mümkün değildir. Zaten adaletin kuralların kaidelerin, ceza ve mükâfat sisteminin, müeyyide ve yaptırımların takip kontrolü, disiplini işlemediği bir yerde mutluluk, huzur, güvenlik ve refah olması mümkün değildir.

Yerler, gökler, atmosfer, tabiat, arılar, karıncalar, ağaçlar, bitkiler sebzeler, meyveler, sular, akarsular, yağmurlar, karlar mükemmel bir düzenli, muhteşem bir sistem içinde olanca güçleriyle her şey, herkes üstüne düşen sorumluluğu yükümlülüğü bir hakkın yerine getirmeye gayret ederken en şerefli yaratık olan insan nasıl düzen bozuculuk hukuksuzluk haksızlık zalimlik yapabiliyor nasıl ayağına sıkabiliyor, kendi boğazını sıktığının farkına varamıyor diyelim ki böyle insanlar fırtına esir oluyor canavar oluyor, acımasız vicdansız oluyor peki iyi insanlar ne yapıyor?

Neden adaletin hukukun yaptırımları ceza kurallarını işletmiyor? Neden ilgisiz yetersiz kifayetsiz kalıyor. İşte bunlar düzen bozulmasını emareleridir. Düzenli nizam, intizam ancak ve ancak erdemli faziletli bilinçli donanımlı anlayışlı feraset sahibi sorumluluğunu görevlerini bilen samimi çalışkan insanların elleri üzerinde yükselmiş yükselecektir ve ancak bu sayede düzen mükemmel çalışır. 

Bununla tek şartı ile bilim, ilim, eğitim öğretim Talim Terbiye bilgi zenginliği Ruh zenginliği manevi yücelik, zenginlik feraset sahibi olmakla mümkündür. Avrupa, Amerika ve Japonya gibi bilinçli donanımlı duyarlı insanların eğitimli insanların hakim olduğu düzenler çoğunlukta olduğu yerler en beğenilen takdir edilen en mükemmel sistemler düzenler kurmuşlardır bu milletlerde her insan vicdan adalet duyarlılık empati sahibidir.

Düzeni bozan hiçbir kimseye hiçbir şeye duyarsız kalmazlar bilirler ki ilgisiz duyarsız kaldıklarında, faturayı ve bedeli kendileri ödeyecektir. Düzeni sistemi sürdüren tek şey adaletin hak ve hukuk düzeninin devam etmesindedir adaletin, disiplinin, düzeninin ve Cebrin, Ceza'nın olmadığı işler devlet, ister kurum, ister kuruluş, ister toplum ister insan hepsinin düzeni bozulur huzuru kaçar.

3-Bir toplumda düzeni sağlayan kurallardan 3’ncüsü ahlak kurallarıdır; Ahlak kuralları kişinin kendi vicdanı tarafından konulan ve yine kişinin davranışlarını düzenleyen ve vicdan azabı ile müeyyilendirilmiş emir ve yasaklarıdır. Ahlak kurallarının toplum davranışlarını düzenleyen kural olması için hukuk kurallarında ki 4 özelliğin olması gerekiyor.

Zaten bir kural da emir ve yasaklar olmasa insana yönelik olmasa Kural koyucu uygulayıcı olmasın yaptırım ve cezası olmasın o kural olmaz adaleti ve düzeni sağlayamaz mesela kötülük fenalık çirkinlik toplum düzenini bozucu hareket yapana, ahlaksız edepsiz terbiyesiz bunları yapma denmezse onları cezalandırmamış oluruz öyle kötülük fenalık yapan insanlar tahkir, taciz, tehdit ve ikaz edilmezse onlar kötülükten kaçınmazlar ancak bu yaptırımları yapabilecek olanlar toplumdaki duyarlı bilinçli şuurlu donanımlı ahlaklı ve edepli insanlardır.

Nemelazımcı, bana neci, Bana dokunmayan yılan bin yaşasın gibi üç maymunu oynayan duyarsız bilinçsiz insanlar düzenin devamını katkı sunmazlar Ahlak kuralları ile hukuk kuralları çoğu yerde çoğu konuda çakışabildiği ve uyuşabildiği gibi çatışabilir ve karşı karşıya gelebilir. 

Ahlaklı edepli vicdanlı anlayışlı adil insanlar toplumsal düzen kurallarına uymaya hassasiyet ve itina-özen gösterirler. Ahlaklı insanların çoğunlukta olduğu toplumlar aynı zamanda hukuk ve düzen kurallarına uyar sistem tıkır tıkır işler sorun problem çıkmaz herkes görevini sorumluluğunu hassasiyetle yerine getirir stres, sıkıntı, kaos, endişe, kaygı ve korku olmaz.

Toplumda huzur, güven ve sağduyu yine sıcaklık oluşur her toplumda huzur, güven, saygı, sevgi, anlayış, yardımlaşma ve dayanışma zafiyeti oluşuyor. Ve düzen Aksıyorsa bozulan kurallardan biri de ahlak kurallarıdır

4- Toplum düzenini sağlayan kurallar;

Bütününe dördüncüsü örf adet toplumsal normlar töre gelenek görenek harslar kültür ve medeniyet kurallarıdır.

Örf ve adet kuralları kişinin içinde bulunduğu toplumsal düzen tarafından konulan ve insan davranışlarını düzenleyen, uyarma, kınama, dışlama, linç etme gibi çok değişik müeyyideleri ve cezaları olan emir ve yasaklar bütünüdür örf ve adet kuralları normları belirli bir toplumsal çevrede uzunca bir zaman boyunca sürekli olarak tekrarlanan davranış kurallarının yerleşmesi alışkanlık halini alması sonucu bağlayıcı yaptırım, müeyyidei olarak ortaya çıkmasından oluşmaktadır.

Belirli bir yerdeki insanlar eski zamanlardan beri sürekli olarak hep aynı şekilde davranırlar ve diğer insanlardan da aynı şekilde davranmalarını istemektedirler. Örf adet kuralları normlarını toplum kendisi koyar ve yaptırımını cezasını kendisi verir toplumsal normlar örf ve adet kuralları bir ülkenin tümünde geçerli olduğu gibi bazı yerlerde bazı yörelerde olabilmektedir.

Bazı kurallar bölgeden bölgeye farklılık gösterebilmektedir bazı bölgelerde töreler adetler normlar o kadar kuvvetlidir ki hukuk kurallarının üstüne çıkar toplum tarafından çok katı uygulanır hiç taviz verilmez bu bölgelerde bu durum dini, siyasi, inanç, ekonomik, düzen mizaç gereği oluşabilmektedir mesela ağalık ve aşiret düzenlerinde tamamen töresel normlar kuralları geçerli olabilmektedir.

Örf adet kurallarının müeyyide ve cezaları cebirleri ayıplama kınama dövme sövme dışlama linç etme öldürme şeklinde olabilir.

Örf adet kuralları teamüller adetler örfler töreler şeklinde önemine göre, hafiften sertine katısına kadar yaptırıma tabi tutulabilen geniş bir kuvvetler yelpazesidir hukuk kurallarıyla örf adet kuralları bazı yerlerde bazı konularda örtüşebildiği uyuşabildiği gibi bazı yerlerde çatışabilir yani hukuk kurallarının yasakladığı bir davranış adet kurallarında geçerli olabilir örneğin kan davası gibi.

Şimdi toplumsal düzeni sağlayan kuralların genel bir değerlendirmesini yaparsak Bunların ortak fonksiyonları vardır hepsinin amacı insan davranışlarını düzenlemek toplum düzenini sağlamak adaleti disiplini aşırılıkları hadsizlikleri haksızlıkları kötülükleri yok etmek cezalandırmaktır. Toplumsal düzen, hukuk kuralları, ahlak kuralları, dini kurallar, toplumsal normlar kurallarının sadece biriyle sağlanamaz yeterli olamaz.

Keza din ahlak örf adet kuralları olmaksızın hukuk kurallarını uygulamak düzeni sağlamada yetersiz kifayetsiz kalır insanlar Allah'tan korkmazsa vicdanları sızlamazsa diğer insanlar tarafından küçük görünmekten, dışlanmaktan çekinmeselerdi, hukuk kurallarını kanunları en ağır yaptırım ve ceza ile donatılsa dahi toplum düzeni tesis etmede başarısız kalırlardı. Aynı şekilde hukuk kuralları olmaksızın diğer kurallarla düzeni sağlamak da mümkün olmaz eksik olur Çünkü Allah'tan Korkmayan vicdanı olmayan, toplumunu ve çevresini pek önemsemeyen insanlar için hukuk kurallarından başkası baş gelemez. Toplum düzeninin sağlanması için bu dört ana kurallar grubu birbirinin tamamlayıcısı ve destekleyicisidir birbirini besleyen konulardır.

Dünyamızda evrende tabiatta hayvanlar âleminde böceklerde balıklarda yanımızda yöremizde öyle bir düzen öyle bir sistem Nizam intizam disiplin hassasiyet var ki pek çok insan bunların farkında fevkinde bile değil bu muhteşem bu mükemmel düzene bakınca hayranlık duymamak şaşırmamak elde değil o halde biz insanoğluna hiçbir canlıya layık görünmeyen akıl mantık bellek vicdan, gönül, duygu ve his gibi değerler erdemler ve nimetler verilmiş iken bunlarla neler ne güzel işler yapmak mümkünken ve imkân dâhilinde iken ne hakla ne yüzle hangi anlayışla hangi mantıkla hangi insanlıkla dünya düzenini ve toplum düzenini bozan hal ve hareketler faaliyetlerde bulunabiliyoruz yapabiliyoruz.

Nasıl olmuş oluyor da Allah'ın ilahi nizamına Allah'ı gücendirerek kızdırarak o düzene zarar verebiliyoruz sorumsuzca düşüncesizce davranabiliyoruz tepemizde Tonlarca ağırlıktaki yağmur kar kütleleri serbestçe dolaşırken ilahi Nizam düzeni ve adaletinin mucizesiyle o kütleler düşüp bizi öldürecekken bize huzur, mutluluk ve sevinç veren yağmur taneleri, kar taneleri halinde dünyamıza yağıyor. İnsanı bitkilere rahmet bereket oluyor gıda oluyor su oluyor sağlık oluyor.

Nasıl bu sisteme zarar verebiliriz? Bu nasıl mantık bu nasıl zihniyet.  Bize bal yapmak için ömrü boyunca on binlerce arının bir düzen bir sistem bir organizasyon içinde iş bölümü yaparak bir ırgat gibi amele gibi bir makine gibi hatasız kusursuz çalışmalarının gayretlerini görünce onların o düzenindeki o çalışmasındaki üretimindeki hassasiyeti özen ve itina ve dikkati görünce insan olarak onların iyilik güzellik yolunda gayretine karşılık biz insan olarak nasıl kötülük yapabiliriz.

Çirkinlik fenalık yolunda gayretle bulunabiliriz nasıl sahte Ballar üretebiliriz nasıl sahtekârlık yapabiliriz bunu nasıl içimize sığdırabiliriz ormanların ağaçların bitkilerin bizlerin yaşam kaynağı olan oksijeni üretmek için nasıl hilesiz hurdasız art niyetsiz hatasız görevlerini kusursuzca yapıyorsa, bizler için o orman ağaçları bu düzeni nasıl ne hakla yok edebiliyoruz.  Sanmıyorum ki hiçbir kötülük hiçbir fenalık hiçbir haksızlık kimsenin yanına kar kalmaz kalmıyordur insanoğlunun gerek evrene gerek tabiata gerek canlılara yaptığı nankörlük haksızlık biz insanoğluna ağır bedel olarak ödetiliyor ilahi kudret tarafından. Her geçen gün artan hastalıklar, dünyadaki ölümler, savaşlar, insan dramları, terör olayları, felaketler, afetler, küresel ısınma ve su kaynaklarının yok olması onların düzeninin bozmamız sonucu Bize ödetilen bedellerdir, insanların vahşileşmesi canavarlaşması acımasız olması, bencilleşmesi egoistleşmesi intikamcı, hasretçi olması insanların iç dünyalarının düzeninin, düşünce ruhi yapısının düzenin bozulması demektir bu da yaptığımızın yaptığımız kötülüklerin bize ceza olarak ödetilmesi bedel ödememizdir.

İnsanlarda ahlaki dini toplumsal yollardaki deformasyon bozulma çürüme sonucu insan sistemi de bozuluyor yalancılık ikiyüzlülük riyakârlık, yağcılık, şaklabanlık ve yanardönerlik sıradan olay görünüyor.

Hatta alkışlanıyor takdir görüyor insan düzenindeki deformasyon aile komşu akraba toplumsal ilişkilere yansıyor oralardaki düzenler sistemler bozuluyor. Huzursuzluk mutsuzluk güvensizlik şüphecilik nefret artıyor aile kurumu her gün kötüye gidiyor, aramızdaki bağlar her gün birer birer kopuyor pek çok kurumlarımız can çekişiyor. 

Ezelde rabbimize bir söz verdik dağların taşların meleklerin almadığı emaneti biz üslendik ve yaratılmışların en şereflisi unvanına kavuştuk çocuk genç yetişkin olgun yaşlı kadın kız engelli olmak üzere tüm her bir insan olarak sorumluluğumuz dünyamıza sahip çıkmaktır canlı cansız bütün yaratıklar bizim iyiliğimize çalışırlarken onların düzeninin sisteminin devamı sürdürülebilirliği için herkes elinden gelen gayreti göstermelidir. İnsanoğluna vefa kadir kıymet bilirlik, hatır gönül bilirlik sevmek saymak iyilik yapmak yakışır.

Herkes gücünün yettiğince, elinden geldiğince düzen bozuculara, bozgunculara, kötülük fitne fesat nifak tohumları saçanlara mani olmalıdır ne ekersek onu biçeceğiz ne edersek onu bulacağız rüzgâr ekersek fırtına biçeceğiz. Üzdüğümüz kadar üzüleceğiz sevdiğimiz kadar sevileceğiz. Bunlar ilahi adaletin tecellisidir, buna dünyada engel olabilecek hiçbir güç yoktur.


SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

Twitter.com/ismailsayan

Facebook.com/ismail.sayan.71

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT