1. YAZARLAR

  2. Kutluhan Tencan

  3. "Sadakatsiz" Toplum
Kutluhan Tencan

Kutluhan Tencan

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

"Sadakatsiz" Toplum

A+A-

Son günlerde fragmanlarıyla da dikkatleri çeken, Cansu Dere’nin başrolündeki yeni TV dizisi Sadakatsiz’i izleme fırsatı buldum.

Dizi ilk bölümde de yüksek bir reyting almış. Bu ilginin sebebi bir aldatılma konusu olması sanırım. Fragmanlarda eşi tarafından aldatılan bir kadının öfkesini görüyorduk ama dizinin ilk bölümüyle bunun çok daha katmerlisi olduğu ortaya çıktı.

Çünkü aldatan kocaya yardım eden, aldatılan kadının en yakın hemcinsleri olması, tam anlamıyla insanın yalan bir dünyada yaşadığını düşündürtüyor.

Diziyi izlerken ki seyircinin ruh hali ise bence üzerinde durulması gereken asıl mesele.

Çünkü dizide de verilen kimseye güven olmaz mesajı, sizi çevrenizi sorgulamaya, sorgulamasanız bile daha da içe kapanmaya varan anlayışlara sürüklüyor.

Ben bu sürüklenişin çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

Çünkü zaten yeterince birbirine güvenmeyen bir toplum haline geldik. Toplumda yaşanan bu güvensizliği dizide yansıtmak elbette istenebilir anlıyorum, ama zaten birçok dizimiz, birçok programımız, var olan bu güvensizliği yansıtmaktan ziyade körükler hale geldi.

Sanat var olan durumu sadece yansıtıp geriye yaslanamaz. Aktarmış olduğu çelişkilerin reçetelerini sunma görevi, bizatihi görsel sanatlara da aittir.

Bu görevden kaçıp sadece toplumun olgularını sunmak, var olan duruma katkıdan çok zarar getirecektir.

Peki bu zarar toplumda da görüldüğü halde, neden sadece seyirci kalıyor ya da eleştiri verip köşeye çekiliyoruz.

Ülkemizin neden insan odaklı yayın politikası yok. Hep beraber Netflix’i eleştiriyoruz eşcinsellik politikası yapıyor diye. Peki bizim politikamız ne?

Yoksa bizim politikamız da, yapımcıların entrika dolu yayınlarla para kazanma politikası mı?

Karşılığında da zaten güvensizlik yaşayan toplumumuza, sadakatsizlik harcı koymak mı?

Her şeyin online olduğu bir dünyada, plansız, politikasız bir görsel sanat anlayışımız olmamalı.

Bunun ekonomi planlaması gibi ele alınması gerekiyor. Yani Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yayınlanan bu yapımlara dair bir anlayışının olması gerekiyor.

Ve mutlaka bir denetim mekanizması şart. Yanlış anlaşılmasın, hepimizin hala sıkılmadan izlediği Kemal Sunal filmlerindeki “eşek oğlu eşek” kelimesini bile sansürleyen bir mekanizmadan bahsetmiyorum.

İnsanın açmazlarını, iç hesaplaşmalarını entrikaya başvurmadan ortaya koyan ve nasıl bir insan olacağına dair mesajlar veren bir mekanizmanın varlığından bahsediyorum.

Ülkemizde değişen dünyayı algılayan ve gerekenlerini yapmaya çalışan bir yönetim olduğunu görebiliyoruz.

Umarım bu algılama ve harekete geçme eğilimi, insanımızın vaktini en fazla çalan, televizyon sektörü için de devreye girer.


SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

İnstagram.com/kutluhantencan

Twitter.com/kutluhantencan

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT