1. YAZARLAR

  2. Emrihan Aydın

  3. Özel sektörün bu halde olması kimin suçu?
Emrihan Aydın

Emrihan Aydın

İş İnsanı, Yazar, Akademisyen
Yazarın Tüm Yazıları >

Özel sektörün bu halde olması kimin suçu?

A+A-

Bulunduğu coğrafi konumu kadar ekonomisi de o denli zor bir topraktır Türkiye, sürekli vitrindedir. Yükselişi de düşüşü de tüm dünya tarafından dikkatli şekilde izlenir. Hoş yükselmesi pek istenmez. Bunun için belli çevrelerce harici ve dahili çevreler tarafından ayrıca gayrete girişilir. Tabii aslında pek gayrete de gerek olduğunu düşünmüyorum. Nedeni ise pek düşmanlara gerek kalmıyor. Çünkü kendimize zarar vermede herhalde üzerimize kimse yoktur.

Tarihte birçok noktada kırılganlıklarını yaşadığımız ekonomimizde son 2-3 yıl içerisinde birçok deprem meydana geldi. Elbette bu depremlerin bazıları içsel etmen, bazıları ise dışsal etmen kaynaklı oluyor. Aslında özel sektör bakış açısıyla bu depremin içsel ya da dışsal etmenli olması önemli değil, olmamalıdır. Çünkü bina ne kadar sağlam olur ise deprem o binaya zarar veremez. Ama maalesef özel sektörümüzün beşeri yatırımı o kadar az ki, en ufak bir zelzele de yerle bir oluyor. Domino etkisi ile bu yıkılmalar ekonominin tamamına hissedilir şekilde yansıyor.

19 yıldır gözlemliyorum, çalışmalar yapıyorum. Özel sektörün kurumsallaşması adına yaptığı çalışmalarda bizzat bulunuyorum. Daha doğrusu" çalışmacıklar" demeliyiz. Tam mana da kurumsallaşma çalışmalarının yapılamadığını söylememe gerek yok sanırım.

Şimdi çuvaldızı batırma zamanı.

Herşeyi devletten beklemeyeceksin. Devlet, egemenlik hakkına dayanarak vergisini alır. Şirketlerin harcamalarına karışmaz. Şu harcamayı yap bu harcamayı yapma demez. Sen kurumsallaş, o kurumsallaşmasın demez. Tam bir özgür irade hakim. Biz buna vizyon diyoruz.

Şirket sahipleri beşeri yatırımı her zaman alt sıralarda tuttu. Zaten sermaye bol olan bir şirket yapımız yok. Birçok şirkette beşeri yatırıma fon kalmadı. Zaten kalsa da “nasıl olsa para kazanıyoruz” denilerek beşeri yatırım göz ardı edilmiştir.

Dünyada ekonomik sınırların kalktığını yaşadığımız günlerdeyiz. Artık bu “şehirin tek ….. işletmecisiyim.” diyemiyor kimse. Dolayısıyla üretimin belli standartlarda gerçekleştirilip, dünyadaki rakiplerle rekabete hazır olmalıyız. Bina, ihtişamlı odalar hiçbir işe yaramıyor. Şuanda birçoğu kullanılmıyor. Herkes evinden işlerini yürütüyor. Görülen şu oldu, şirketelere ihtişamlı odalar değil, eğitimli personel lazım.

Kurumsallaşma önünde ne kadar bahane varsa yıkıldı virüs günlerinde. İhtişamlı odalar sattırmıyor ürününüzü, eğitimli personeliniz sattırıyor. Bilmem kaç katlı binanız müşterilerinizin umrunda değil. Şirket sahiplerinin altındaki araba hiç ama hiç önemli değil. Üretimin, konusu ne olursa olsun, kalitesi, müşteri memnuniyeti, sağladığı fayda önemli. Umarım özel sektör bu dediklerimin farkına varmıştır.

Ülkemiz yüzyıllardır savaşçı bir toplum olduğu için ya çiftçilik yapmış ya da savaşmış. Bu sebeple sermaye biriktirememiş. Kısıtlı sermaye ile, sermayesi çok olanlarla rekabet ancak akılcı bir yönetimin vizyonla birleşmesiyle olabilir. Aksi durumda “vay be adamlar ne yapmış?”’ tan öteye gidemeyiz. Dünyada yeni bir dönemin açıldığı günümüzde beşeri olarak yatırımda bulunan özel sektör sadece iç piyasada değil global ölçekte çok kısa bir zamanda rekabetçi hale gelecek durumda olabilir. Büyük düşünüp küçük bir adımla başlayanlar kazanacak. Umarım yakın zamanda çok sayıda Türk şirketlerinin hikayelerine şahit oluruz.

Büyük düşün, küçük bir adımla başla…


SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

Twitter.com/emrihan_aydin

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT