1. YAZARLAR

  2. Ayça Uluçay

  3. Nefes varsa umut da vardır; umut varsa da, ölüm de o kadar yakın ve gerçek…
Ayça Uluçay

Ayça Uluçay

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Nefes varsa umut da vardır; umut varsa da, ölüm de o kadar yakın ve gerçek…

A+A-

Ocak 2014

Camın ardındaki yoğun bakım üçüncü aşamadan, dördüncü aşamaya giden ölüme bir basamak daha yaklaşan şaşkın bir çift göz ve ona camın diğer tarafından hala nefes almış olmasının verdiği umudu ve inancı içinde büyüten iki çift göz…

Bir şekilde açıldı yoğun bakım servisinin kapısı içeri fırladılar,o bir çift şaşkın gözü yoğun bakım servisi üçten, dördüncü basamağa geçiren hemşireyi tuttular…

– Babamız iyileşecek mi?
– Doktora soralım, kanser tüm organlarına sıçramış.
– Peki biz organlarımızı bağışlasak, ikimiz de veririz değil mi kardeşim?
– Doktora soralım olur mu?

Organ bağışlanarak kurtulabilir miydi, ameliyatı kaldırabilir miydi ya da teknik olarak organ bağışlanarak kurtarılabilecek bir durum muydu-sorular sıralandı kafasında büyük olanın belki saçmalıyordu ama kendini içinde bulduğu çaresizlik mantık aratmıyor, sadece yapılabilecek herhangi bir şey varsa eğer; tüm bu soruları için istediği cevabı arıyordu. Bir yandan güçlü durmak olmanın mecburiyetiyle içinde gözyaşlarını hapsetmenin ağırlığı bir yandan etrafındakileri teselli etmeye çalışmanın sükunet çabası bir yandan kendine acınır gözlere bakanlara karşı dik durma bir yandan ve bir yandan kendini aniden içinde bulunduğu durumun şoku ve bir yandan… bir yandan…
Hemşire de iki çift gözün çaresizliğine karşı ne kadar dik durup, soğukkanlı bir duruş sergilemeye de kalksa belli o da gözyaşlarını içine hapsetmişti, o zorla tuttuğu yaşlar gözlerini parlatmıştı –kim bilir belki de iki çift gözün yanlarından ayrılır ayrılmaz, hiç tanımadığı bu kızların çaresizlik çırpınışları onu ağlatıp, kötü anıları içerisinde kulaktan kulağa dolanmasına sebep olmuştur.

Hemşire gitti, kızlar için ömürlerinden ömür verip ona nefes olacak babaları artık ölüme daha yakındı. Hemşirenin soruya soruyla cevap verişinden belliydi artık yapılabilecek bir şey kalmamıştı aslında ama onlar için nefes olduğu sürece umut da vardı.

Umut arayışında elinden bir şey gelememenin, bir şeyler yapmak isteyip, kendi hayatını bile geçip başka hayata hayat vermeye çalışıp hiçbir şey yapamamış olmanın, acabaların ağırlığı çöktü; iki kardeş orada dururken hadi artık çıkın buradan dedi başka bir ses; acıları seyretmeye, gözyaşı dökenlere duyarsızlaşmıştı belki de sadece işini yapıyordu ne de olsa oraya girmek yasaktı.

İki kardeş acabalarını, çaresizlikleri de alıp yine de umut ve inançla ayrıldılar yoğun bakım servisinden, hep bir arayıştalardı, acabalarla başlayan soruları bitip tükenmek bilmiyordu, sürekli elimizden ne gelir diye bazen de etraflarını keşkeler sarıyordu daha güzel günler için daha güzel anıları için ama karşı gelebilecekleri, savaşacakları ya da zamanı geri sarabilecekleri bir durum yoktu.

Ne kadar umut varsa da ölüm de o kadar yakın ve gerçekti, acıdansa ölüm de diyebilmek gerekiyordu belki de işkencedense ya da…

 

SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

Twitter.com/aycaulucay

İnstagram.com/ayca.ulucay

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT