1. YAZARLAR

  2. Fetih Serdengeçti

  3. Milletin sırtı yere gelir mi?
Fetih Serdengeçti

Fetih Serdengeçti

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Milletin sırtı yere gelir mi?

A+A-

Vatan ve milletin yetiştirdiği has evlatlara “VATAN HER DAİM SİZE MİNNETTAR”dır, diyerek, kuru ekmeğini paylaşıp, 1 karış toprak vermemek için oluk oluk, karış karış her yanında, kefensiz yatan Aziz Şehitlerimizin kanı ile sulanmış, bu Aziz Toprakları, hakiki bir vatan yapan “Aziz Şehitlerimizin Ruhları Şaad Olsun” diyerek sözüme başlıyorum.

Tarihin her safhasında yiğitlikten ödün vermeyen, cesareti ile esareti kabullenmeyen, Aziz milletimiz var olsun. Yıkıldı yıkılacaklar diye bekleyen, Ruhunu şeytana satıp, yaratılış gayesini unutmuş, fıtratına ihanet etmiş, Emperyal para baronları ve bu baronlara çakallık yaparak çanak tutan namussuzlara karşı kudretli bir darbe vurmuş ve vurmaya devam eden; Enver Paşa, Kazım Karabekir, Gazi Mustafa Kemal, Nene Hatun, Sütçü İmam, Şehit Kamil, Şahinbey, Kara Fatma ve daha birçok var olmuş ve var olmaya devam edecek isimsiz kahramanlarımızın Ruhları Şaad Olsun.

Işığını, Metehan’la, Alparslan’la, Selahaddin Eyyubî’yle, Osman Bey’le yakanlara Selam olsun. Fatih çağ açarken elindeki meş’alede var olan ve Işığı sönmeye yüz tuttuğunda köhneleşen devletin kendini yenilemesi için devreye giren Kadim Heyet’e selam olsun.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışı içerisinde öncelikli çabası, Anadolu’yu yani Dünya’nın kalbini korumak olup, kendilerine yöneltilen Ya Komünist olacaksınız; ya da Gladyocu sorularını reddeden, Kadim Heyet, Topraklarımızda türlü oyunlar oynanırken, vatanın bekası ve milletin rahat bir nefes alması adına siyasal, askeri, iktisadi ve sosyal alanda huzur iklimi sağlamaya çalışan Kıbrıs, bizim için dönüm noktası olmuş, sonra Azerbaycan. Daha Sonra Bosna, Çeçenistan, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne, Kızıldeniz’den Sibirya’ya, o kudretli günlerimize dönecek ruhu yetiştirmeye çalışıp.”

‘Bir mıh bir nal, bir nal bir at, Bir at bir er, bir er bir vatan kurtarır, diyerek atımızı dünyanın dört bir yanına sürerken adalet çizgisinden hiç bir vakit ayrılmadık.
Hasta olacak çocuğu cephede bile öldürmeyipdüşünen milletin evlatları olarak sabrederiz çocuktur deriz, sabrederiz, hata yaptığını anlar deriz,  sabrederiz, adam olur deriz baktık olmuyor, gökten kurban inmesini beklemeyiz, masumun tek teline Dünya'yı kurban ederiz!” fıtratına sahip bedel ödeyen evlatlar yetiştirdik.

Ki; tarih bunun örnekleri ile dolu aslında hiç uzağa yorulmaya gerek yok,
yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır diyerek, Fırat Kalkanı Harekâtı,  Zeytin dalı Harekatı,  Barış Pınarı Harekatı, Bahar Kalkanı Harekatı ve Pençe Kaplan Operasyonunda, 5’ten büyük olan Dünya’ya, gücün kimde olduğunu bir kez daha hatırlatmış olduk, Bunu da Dünya’yı yöneten para baronlarının “Hasta adam olarak adlandırdığı” Türkiye olarak, millileşme alanında yaptığımız Milli Silahlarımız, Üstün zekamız ve İnanç kuvvetimiz göz önüne alınarakbaşardık. Aksini iddia edeni bizzat Tarih yalanlayacaktır.

Yine Tarih gösteriyor ki; Biz adım attığımız topraklarla beraber insanların gönüllerini de fethettik, sömürmedik zulmetmedik, insanları ezmedik, dinlerini yasaklamadık, huzur, medeniyet ve adalet götürdük, Dedemiz Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul surlarına dayandığı vakit surların arkasından insanlar; biz latin külahı yerine, Türk sarığı görmek istiyoruz diye inliyorlardı,Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, Haçlı seferleri adı altındaki zulüm ve baskıların, engizisyon esamelerinin yara izlerinin hala kabuk bağlamadığı bir dönemdi bu dönem.

O günlerde insanlar özgür bir şekilde Sırpça, Arnavutça, Macarca, Kürtçe, Arapça, Bulgarca, Rumca ve Ermenice konuşuyorlardı. Müslüman camisinde, Hristiyan kilisesinde, Yahudi Havrasındarahat rahat ibadetini yapıyor, Halk sükun içerisinde yaşıyordu. Türkler bu topraklara yüzlerce yıl hükmetti. İsteseydi bütün dilleri unuttururdu. İsteseydi Hristiyanların hepsini ortadan kaldırır, kiliseleri yıkar, kılıç zoru ile bütün tebaasını Müslümanyapardı, ama yapmadı.

İşte İşgal ile Fetih arasındaki fark budur diyerek gücün üstünlüğünü kendimize ilke edinmeden, Hakkı (değişmeyen doğru) baz alan, terazinin adalet kefesinin her zaman ağır gelmesini sağladık, vicdanını rafa kaldıran bir politika uygulamadık.

Bizler 3 kıtada Allah’ın adını zikredip ve zikrettirme arzusu ile ayakta olan Gönüllerin Efendisi Peygamberimiz Muhammed Mustafa’nın (Aleyhisselatu Vesselam) övgüsüne mazhar olmuş, atının nalının ayak bastığı her yere adalet götürrmüş. Güzel ahlakı kendine düstur edinmiş, zulme uğramış olsada, asla zulmü kendine çizgi edinmemmiş.

Dünya’nın kanayan yarasına merhem olmuş, Ülküsü Türk İslam Birliği olmaktan başka hiçbir gayesi olmayan Aziz ve Payidar bir Milletiz.

Ekonomik yaptırımlarla, Askeri darbelerle, Faili meçhul cinayetlerle, Beyin göçüne zorlanmış, Küresel baskılarla, Dayatmalarla, Üretim kısıtlaması ile her alanda yolu kesilen, göz açtırılmayan, Para Baronları Hanedanlara kuklalık yapan Batı ve Avrupa’ya bağımlı bir toplum haline getirilmek istenen, savaş görmüş, kıtlık geçirmiş, bir millet, bu millet...

Kendini medeni gösterip dayatmalar yaptıran, fakat geçmişi kan, gözyaşı ve zulüm ile dolu olan, temizlikten bir haber olup, tuvaletlerinde suyu kullanmayı akledemeyen, Türklerden temizlik hususunda suyu kullanma fikrini alan, başına pislik (insan dışkısı) gelmesin diye Şemsiye, sokaklardaki pislik (insan dışkısı) ayaklarına bulaşmasın diye Topuklu Ayakkabı üreten ve medeni toplum görüntüsü veren Avrupa, Türk İslam Aleminin teknoloji sofrasındaki kırıntılarından beslenmiştir aslında.

Savaşta teslim bayrağı çekmemek için ellerindeki bez çaputları yakan, yırtan bir Millet.

Henüz 15 yaşında, daha bıyıkları terlememiş diye, askere alınmazken, tarağını dudağına saplayarak “Al size bıyık, şimdi beni askere alabilirsiniz” diyen bir Millet.

Vatan savunmasında bir evladını şehit vermiş, göğsünü gere gere diğer evlatlarımıda bu vatana seve seve feda ederim, vatan sağolsun diyen bir Millet.

Eşi cephede savaşırken, kendide küçük bebesini sırtana çaputla bağlayıp, cepheye mermi taşıyan bir Millet.

Ağza atacak bir lokma ekmeği yokken dahi bu durumdan dert yakınmayıp, vatanını milletini satmayan, menfaati olmadan toprağına ve namusuna bağlı, yavrusu aç kalmasın diye, yemeyip yediren, giymeyip giydiren, içmeyip içiren, kendinden çok vatanını, milletini, devletini, bayrağını düşünen bir Millet.

İstikbali uğruna İstiklali ve İstiklali uğruna İstikbali düşünen,  yeni nesillere mirasını aktarmaya çalışan, kınalı alileri, Seyit Onbaşıları, Ulubatlı Hasanları, Mübariz İbrahimovları, CengizTopelleri, Fethi Sekinleri, Ömer Halisdemirleri, Eren Bülbüleri ve daha birçok isimsiz kahramanı güle oynaya cephelere, daha doğrusu şehadete güle oynaya uğurlayan, uğurlarken de “Allah’tan başka kimseye boyun eğme” diyerek kuzusunu tenbihleyenbir Millet.

Memleketinin namusunu, onurunu, haysiyetini, düşmana çiğnetmeyen, düşmanı görüp korkmamak için ayağını kemer ile bağlayarak köprübaşında düşmana direnirken süngülenen bir Millet

Annesinin peçesine uzanan namert elini kesmek için düşmana direnirken süngülenen Aziz bir Millet.

Öleceğini bilebile cepheye koşan, ölüme giderken dahi gülen, Allah’tan başka kimsenin önünde eğilmeyen, bir Millet.

Dükkanına giripte alışveriş yapan müşterisine, “Ben siftahımı yaptım karşı komşum henüz yapmadı” diyerek komşusunu düşünen, komşusu aç iken kendi tok yatmayan bir Millet.

Dünya’nın dört bir tarafına Barış götüren, kardeşliği aşılayan, açları doyurup, susuzlara çeşme, Eğitimden yoksun kalmışlara Okul ve Hastaları için Hastane yaptıran bir Millet.

Şimdi soruyorum sizlere bu Milletin sırtı yere gelir mi diye?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum