1. YAZARLAR

  2. Kutluhan Tencan

  3. Kadının Şahsında, İnsan Onuru
Kutluhan Tencan

Kutluhan Tencan

Detail Haber / Başyazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kadının Şahsında, İnsan Onuru

A+A-

Dünya tarihinde şüphesiz birçok ezilmişliğin, acının, trajedinin izlerini hep görmüşüzdür. Bazen yapılanları okurken kanımız donar. Önemli tarihçi Eric Hobsbawm'ın Aşırılıklar Çağı kitabındaki, bir Nazi askerinin mektubunu aktarmak bu durumu somutlayacaktır.

Anavatan için ölmek, Fikir için ölmek!.. Hayır, bu kaçamak bir yol. Cephede, bile en önemli şey öldürmektir... Ölüm hiçbir şeydir, yoktur. Hiç kimse kendi ölümünü hayal edemez. Öldürmektir önemli olan. Aşılması gereken sınır budur. Evet, bu iradenizin somut eylemidir. Çünkü burada oluşturduğunuz irade başka bir insanda yaşar.

Nazi askerinin mektubundaki öldürme anlayışının yanı sıra, öldürme geleneğinin devam etmesinin gerekliliğini anlatan ilginç bir anekdot bu. Aslında bu anekdot son 10 bin yıllık tarihimizin kadınlarımız açısından da farksız olduğunu göstermiyor değil. İnsanın insana olan zulmü başladığından itibaren, cinsiyetler arasındaki baskıyı, tartışmasız en fazla kadın görmüştür.

Bu baskıyı derinlemesine araştırmaya gerek dahi kalmadan hepimiz biliyoruz. Çünkü hâlâ o sürecin kalıntılarını yaşıyoruz, ısrarla. Ve buna rağmen ısrarla kadın konusunda ahkâm kesmeye devam ediyoruz.

Bu işin temelinde kadın-erkek eşitsizliğinin yer aldığını her yerde bangır bangır dile getiriyoruz. Kadınlara atfedilen tüm anlamlı metinleri paylaşıp duruyoruz. Şiddete caydırıcı cezaların verilmesi gerektiği konusunda hashtagler açıp, yaşam hakkının en önemli hak olduğunu dile getiriyoruz. Bu konuda, eğitimin tartışılmaz bir rolü olduğunu kanallarda izleyip, kapatıyoruz.

Tüm bu isteklerimizin ise aslında zaten 2011 yılından beri hem ülkemizde hem de küresel anlamda karşılık bulup, kanun hâle dönüşmesine ise hayır diyoruz.

Bu "Hayır'a" sebep olan İstanbul Sözleşmesi'ne neden yan bakıldığını anlamak ise oldukça güç. Çünkü İstanbul Sözleşmesi'nin lanse edildiği gibi salt caydırıcı cezalar getirdiği iddiaları, sözleşmenin esasını kaçırmaktan başka bir şey değil.

Bir kere İstanbul Sözleşmesini baştan aşağı okuyan biri şunu görecektir. Sözleşme kadın cinayetleri minvalinde, feodal kültürle savaşımın gerekli olduğunu, ilköğretimden itibaren kadın-erkek eşitliğinin öğretilmesi gerektiğini, insan onurunun şiddetle yan yana gelmemesi için hangi alanlarda, nelerin yapılması gerektiğini özüyle ortaya koyuyor.

Bu sorunun devlet-millet birlikteliği ile aşılacağından ise ısrarla hep bahsetmiş. Yani aslında sözleşme kadın-erkek eşitliği için bir dönüşüm hareketinden bahsediyor. Bu harekete katkılar verip, hayata geçirmek varken, neden hâlâ söylemlerde kalıyoruz, anlamak zor. İstanbul Sözleşmesi kadınımız için de, erkeğimiz için de, doğru bir başlangıcın yolunu bizlere gösteriyor. Ama eğer hâlâ tartışacaksak da, artık bu yola girip tartışalım. Çünkü yolun kenarından görünen, insan onurunun her kadın cinayetinde daha da çamura batmasından ibaret kalıyor.

 

SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

İnstagram.com/kutluhantencan

Twitter.com/kutluhantencan

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT