1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Gaziantep Barosu Avukatlar Günü yürüyüşü düzenledi!
Gaziantep Barosu Avukatlar Günü yürüyüşü düzenledi!

Gaziantep Barosu Avukatlar Günü yürüyüşü düzenledi!

Gaziantep Barosu 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla yürüyüş düzenledi. Dövizler eşliğinde yürüyen avukatlar 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda açıklama yaptı.

A+A-

GAZİANTEP Baro Başkanı Bektaş Şarklı, “Bugün 5 Nisan Avukatlar Günü, ancak biz avukatlar gün geçtikçe daha da ağırlaşan koşullarda mesleğimizi yapmaya çalışıyoruz. Kanaatimizce mesleğimizi temelden sarsan birçok sorun nedeniyle avukatlar bugün artık geri dönülmez bir uçurumun başındadır. Türkiye genelinde görev yapan yaklaşık 117 bin avukat meslektaşımız ve hali hazırda hukuk fakültelerinde okuyan yaklaşık 80 bin öğrenciyle sayımız 4 yıl içerisinde 200 bin rakamına ulaşacaktır. Bu kadar sayısal artışın herhangi bir dünya ülkesinde emsali bulunmamaktadır” dedi.

Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bektaş Şarklı, 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda yaptığı açıklamada, avukatların sayısının çokluğuna değinerek, “Nitelik ve nicelik açısından akademik kadro yeterliliği sağlanmaksızın,plansız ve programsız kurulan hukuk fakültelerinin varlığı ve buradan mezun olanların gerekli eğitimi alamayışları, mesleğe başlangıç aşamasını meslektaşlarımız açısından yetersiz bırakmaktadır. Mesleki eğitim anlamında yapılması gereken 1 yıllık staj dönemi ise; gerek baroların koşullarının yetersizliği, gerek doğru planlama yapılmaması, gerekse kanuni alt yapı eksikliği nedeniyle daha mesleğin başında ötelenen bir kitle yaratılmasına neden olurken, genç avukatlar, ekonomik olarak kendilerini var edemedikleri için sorunlarla mesleğine başlamaktadır” dedi.

7-002.jpg

SANDIKLA GELENLER, SANDIKLA GİTMELİDİR

Avukatların yaşadığı sıkıntılara değinen Şarklı, “Nitekim acı bir örnek olarak İstanbul barosu üyesi 28 yaşındaki genç meslektaşımız Avukat Gökhan Vural Arı iş kurmak için gittiği İstanbul'da yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle geçen yıl intihar etmiştir.Bütün siyasi partilerin ve iktidarların da darbelerle hesaplaşmada samimi olmaları gerekir. Biz, kimden, nasıl gelirse gelsin, her türlü darbe girişimlerine net ve kalın çizgilerle karşıyız. Siyasi iktidarların beğenmediğiniz politikaları ve uygulamaları olabilir. Ancak,sandıkla gelenler, sandıkla gitmelidir. Hukuk Devleti kavramı içselleştirilmelidir. Türkiye'nin bağlı olduğu uluslararası sözleşmeler, anayasası ve mevzuatına uygun davranılmalıdır. Olayın vahameti içerisinde, toplumda oluşan tepki ve infialin ortadan kaldırılması için kin duygularından uzak durulmalı. Savunma ve adil yargılanma hakkına en üst düzeyde saygı gösterilmelidir” dedi.

SINIRLAMALAR HUKUKA YAPILMIŞTIR

Şarklı açıklamasının devamında, “Bu süreçte, biz avukatlara her zamankinden daha ağır bir yük ve görev düşmektedir. Türkiye, darbe süreciyle elbette hesaplaşacaktır. Türkiye'nin anayasal düzenini, parlamenter-demokratik rejimini yıkmak isteyenlerin, Türk Ceza Kanununda karşılığı olan hak ettikleri cezalandırılmaları almaları tek dileğimizdir. Ancak adil yargılanma ilkesi ve masumiyet karinesine gölge düşürülmemelidir. OHAL kapsamında çıkarılan KHK 'lere bakıldığında kısıtlamaların, sınırlamaların yine hukuka ve Avukatlık mesleğine yapıldığı görülmektedir. Hukuk, darbe dönemlerinde askıya alınır. Darbeyi yapanların da hukukla, mevzuatla pek işleri olmaz. Biz, hukuk devletinin, adil yargılanma ilkesinin, lekelenmeme hakkının işletilmesini, hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlanmamasını ve yaftalamamasını Anayasamız, Uluslararası sözleşmeler ve Evrensel hukuk kapsamında talep ediyoruz. Yargı bağımsız, tarafsız ve güçlü olmalıdır. Demokratik hukuk devletinde yargının alanına, yasama ve yürütme müdahale etmemelidir. Bu müdahaleler ne kadar sık ve etkin olursa hukuk devleti ilkesinden o kadar uzaklaşılacaktır. Yargı, hukuk devletinde her zaman insanların sığınacağı bir liman ve önemli bir güvencedir. Yargı insanların yaşamına müdahale eden tehdit aracı değil, insanlar için güvenli, huzurlu ve mutlu bir yaşamı sağlayan güçtür. Kişilerin yargı önüne çıktığında özgürce yaptığı savunmasının dinleneceğine, hukuka uygun olarak gerçeğe ulaşılacağına ve hakkına kavuşacağına inancı tam ise orada gerçek hukuk devleti vardır. Ancak kişilerin bunlara inancı sarsılmış ise orada artık hukuk devletinden söz edilemez. Özellikle son yıllarda birçok meslektaşımız savunmasını üstlendiği müvekkiline isnat edilen suçlama nedeniyle kendisi zan altında bırakılmaktadır.Haksız ve anlamsız bir şekilde sadece mesleğini icra ettiği için yargının diğer mensupları tarafından meslektaşlarımız suçlanabilmekte, psikolojik algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Suçlama ve algı yaratmanın ötesine geçen fiili ve hukuki durumlar da yaşanmakta, yüzlerce meslektaşımız, sadece mesleklerini icra ettikleri için on yılları bulan hapis cezaları ile karşılaşmakta, binlerce meslektaşımız sudan sebeplerle ceza kovuşturmalarına Unutulmamalıdır ki, bir gün herkesin şu yada bu şekilde savunmaya/savunulmaya ve savunma mesleğini yapan avukatlara ihtiyacı olacaktır. Güçlü avukatın olmadığı bir ülkede güçlü bir yargı olamaz. Güçlü ve bağımsız bir yargının olmadığı bir ülkede ise hukukun üstünlüğü değil keyfilik hüküm sürer. Zorunlu arabuluculuk uygulamasıyla işçi ve emekçilerin yıllardır kazanımları masa başında kurban edilmekte, adeta vahşi kapitalizmin ruhuna meydan okunmaktadır” ifadelerine yer verdi.

3-037.jpg

VATANDAŞIN ADLİYEDEKİ TEMSİLCİSİ: AVUKAT

Şarklı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı; “Yine meslektaşlarımızın Gaziantep özelinde yaşadığı sorunlardan bahsetmek de günümüzün ne kadar kutlanmaya değer(!) olduğunu bizlere gösterecektir. Avukat ve stajyer olmak üzere 2bin 100 meslektaşımız Gaziantep Adliyesinde çalışmaktadır.2008 yılında hizmete giren ve açılışında Gaziantep halkının 30 yıllık ihtiyacını karşılayacağı söylenen Gaziantep Adliyesi bugün mahkeme salonlarının yetersizliği, sosyal alanlarının yokluğu,Avukatlara ayrılan alanların yetersiz kaldığı, aracını koyacak yer bulamayan bazı meslektaşların duruşmalarına yetişemediği ve bu şekilde avukatın ve vatandaşın mağdur edildiği, Adliyeye gelen vatandaşlarımızın ise otopark bulamadığı,saatlerce duruşma salonları önünde beklediği,dar koridorlarda tarafların karşı karşıya geldiği ve istenmeyen olayların yaşandığı yer halindedir.Bu konuda gerek yazılı gerekse de sözlü taleplerimize ise olumlu bir dönüş olmamıştır. Vatandaşların adliye binalarındaki temsilcisi ve sesi olan biz avukatlar bugün sadece 30-40 civarındaki aracın ancak sığabildiği, bahçesinde çiçeklerin değil inşaat kulübelerinin, konteynırların ve Adliye havalandırması tesisatının kurulduğu bir adliyeye mecbur edilmiş durumdayız.  Maalesef Adliye binaları yapılırken avukatlar ve vatandaşlar düşünülmemekte sadece hakim-savcılara yönelik planlamalar yapılmaktadır.Gün içerisinde binlerce vatandaşın girip çıktığı, diğer yargı mensupları gibi, avukatların da çalışma alanı olan Adliye civarında hızlı bir şekilde otopark çalışması başlatılmasını talep ediyoruz”

Yürüyüşe Gaziantep Barosu Genç Avukatlar Grubu üyeleri Avukat Seda Taşçı, Avukat Cihan Mercimek ve Avukat Okan Kaya katıldı.

Açıklamaların ardından avukatlar balonları gökyüzüne bıraktı.

2-049.jpg

8-001.jpg

4-025.jpg

5-011.jpg

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT