1. YAZARLAR

  2. Aleyna Homurlu

  3. Feminizm nedir? Ne değildir?
Aleyna Homurlu

Aleyna Homurlu

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Feminizm nedir? Ne değildir?

A+A-

“Yahu nedir bu feminizm? Ne işe yarar bu? Kimdir bu feministler ne istiyorlar? Erkek düşmanı mı bunlar? “  sorularını cevaplandırmak istedim bu hafta. Konuya asıl tanımlarla girelim.

Gerçekten feminizm nedir?

Feminizm, kolay bir tanımla cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkan ve kadınların haklarının korunmasını hedefleyen bir görüşüdür. Feminizm, kökeni Latinceden gelen femina kelimesinden türemiştir.  Femina, Latince ‘de "kadın" demektir. Bu kelimeden türeyen feminizm kavramı, eşitliği ve toplumsal gruplar arasındaki farklılıkların yok edilmesini savunur. Dünyadaki kadın-erkek eşitsizliğinin bulunmasıyla birlikte, feminizm düşüncesi de kadının toplum içindeki yerini iyileştirmek olarak ortaya çıkmıştır. Kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olması gerektiğini öngörür. Feminizmin temeli, "kadın özgürlüğüne” dayanır. Feminizm, cinsiyetle ilişkisi olan unsurları araştırır ve analiz eder. Amacı ise cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak, genel kadın sorunlarını araştırmak ve çözmektir.

Peki, feminizm ne değildir?

Zannedildiği gibi ‘erkek düşmanlığı’, ‘lezbiyenlik’ ve ‘anarşist’ olmak değildir. Elbette erkeklere düşman olan, lezbiyen veya anarşist olan feministler de vardır ama feminizmin anlamı bu aşağılayıcı tanımlardan biraz daha fazladır. Feminizm kadınların daha üstün olduğunu asla söylemez. Sadece erkeğin daha üstün olduğunu varsayan sisteme karşı çıkar.

Kısa bir feminizm tarihinden bahsedecek olursak, aslında Türkiye’de gelişme fırsatını sonradan bulmuş bir harekettir feminizm. Osmanlı son dönemiyle Cumhuriyetin ilk yıllarında güçlü bir kadın hareketi gelişmişti. Bu kadın hareketini oluşturan kadınlar, başta seçme seçilme hakkı olmak üzere kadın haklarıyla ilgili çok yoğun bir mücadeleye giriştiler. Fakat kadına seçme-seçilme hakkının verilmesinden bir yıl sonra yani 1935 yılında feminist kadınlar devletin baskısı altında örgütleri olan Türk Kadınlar Birliği’ni kapattılar. 80 olaylarına kadar haliyle gelişme fırsatı bulamayan feminizm 80 darbesinden sonra sessizliği bozan ilk hareket oldu. Ancak ilk feminist örgütlenme 1984 yılında kurulan Kadın Çevresi adında feminist bir yayıneviydi. 1987’de Çankırı’da bir kadın, dayak yediği kocasından boşanmak için hâkimin karşısına çıktı ve olayın seyri değişti. Hâkim kadının talebini reddederken tutanağa şu tarihi cümleyi yazdıracaktı: "Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmemek gerekir!" Her şey bu cümleyle alevlendi. Bir kısım kadın ayaklandı: Protesto telgrafları, açıklamalar, kınamalardan sonra 17 Mayıs’ta İstanbul Kadıköy’deki Yoğurtçu Parkı’nda bir miting yaptılar. Türkiye’de kadın hareketinin ilk kitlesel eylemiydi bu. Bu hareket bugüne kadar verdiği tüm zorlu savaşlarda bir şeyleri kanıtladı ve kanıtlamaya devam ediyor.

Kim ne düşünürse düşünsün dünyanın özellikle de Türkiye’nin feminizme ihtiyacı vardır. Bu dünyada kadınların çalışmasına kötü gözle bakıldığı, evde ev işleriyle meşgul olup çocuk doğurmaktan başka bir misyonu olamayacağının düşünüldüğü zamanlarda bu düşüncelerin değişmesine sebep olacak insanlar feministlerdir. Bunca cinayetin, zorbalığın ve taciz-tecavüzün olduğu dünyada kadınların haklarının savunulduğu toplumları var edebilmek için feminizm kaçınılmazdır. Son olarak feminist olmak kadın-erkek eşittir diyebilmek olduğu için “feminist” terimi sadece kadınlar için değil her iki cinsiyet içinde kullanılabilir. Yani sevgili erkekler feminist olmak çokta zor değil, yeter ki düşüncelerinizi değiştirmeye başlayın…

 

SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

Twitter.com/aleynahomurlu

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT