1. YAZARLAR

  2. Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe

  3. Emperyalist Saldırı, Seçim ve Azil Süreci, Kasım Süleymani
Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe

Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe

E. Binbaşı
Yazarın Tüm Yazıları >

Emperyalist Saldırı, Seçim ve Azil Süreci, Kasım Süleymani

A+A-

"İslam ülkelerinin bir olması gerekir mi?" başlıklı yazıyı yazdığım 3 Ocak 2020 tarihinde Irak'ta emperyalist bir saldırı ile İran Generali Kasım Süleymani öldürüldü. O gün yazdığım makalede İslam ülkelerinin farklılıklarına rağmen emperyalist devletlere karşı birleşmesi gerektiğini vurgulamıştım. Ancak, Kasım Süleymani'nin ABD tarafından öldürülmesi sonrası Türkiye kamuoyu başta olmak üzere, İslam ülkeleri kamuoyunda çıkan haberler, yorumlar İslam dünyasında birleşmenin, birlikte hareket etmenin şimdilik hayal olduğunu göstermiştir. Emperyalist devletler yine amaçlarına yönelik taktiği uygulamayı başarmışlardır.

Kasım Süleymani İslam ülkeleri arasındaki ekilen nifak tohumlarının bir sonucu olarak kendisine verilen statü ve rolü oynamış, bazı kesimlere göre hakettiği cezayı alırken bazı kesimlere göre de şehit olmuştur. ABD'nin Kasım Süleymani saldırısının zamanlaması çok manidardır. Ülkeler, özellikle otoriter ülkeler ve liderler iç siyaseti dengeleyebilmek için dış siyaset ile dış düşman, iç düşman gibi unsurları kullanması çok olağandır. ABD'nin uzun vadeli hedefleri arasında, Arap Baharı projesi ile kendi politikalarına uymayan İran ve Türkiye'ye karşı saldırgan ve yıpratıcı politikalar ve bu iki ülkenin parçalanması yer almaktadır. Türkiye için 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminin başarısız olması, YPG/PKK destekli güney kuşatmasının boşa çıkarılması Türkiye'nin parçalanma girişimini ötelerken, diğer hedef olan İran için düğmeye basılmıştır. Belki İran için şartlar daha olgunlaştırıldıktan sonra düğmeye basılabilirdi. Ancak, Trump'ın azil süreci ve yaklaşan başkanlık seçimlerinde Amerika kamuoyunun  iç siyaset üzerindeki dikkatinin dağıtılması, dış tehdit ve milliyetçilik vurgusu ile kamuoyunun tekrar dizayn edilme düşüncesi, 1998 yılında Clinton'un azil sürecinde Irak'ın bombalanmasında olduğu gibi, İran hamlesini önceye çekmiştir. 

Saddam Hüseyin'in devrilmesinde olduğu gibi Irak halkı Saddam'ın devrilmesi sonrası demokrasi hayalleri kurarken, kendilerini ABD emperyalizminin postalları altında buldular, ezildiler, sömürüldüler. Her ne olursa olsun bir ülke kendi dinamikleriyle kendi iç sorunlarına çözüm bulması gerekmektedir. Dolayısıyla İslam ülkeleri de kendi içindeki sorunlarını kendisinin çözmesi ideal bir düşünce olarak insanın zihninde yer etmektedir.

Bütün bu gelişmelere karşı Türkiye nasıl bir yol ve politika izleyecektir? sorusunun cevabı yetkililerin açıklamalarının satır aralarında bulunabilir. Ancak en önemli husus İslam dünyasında yaşanan mezhep ayrılıklarının aynısının Türkiye'de de olduğu, dolayısıyla Orta Doğu'da meydana gelebilecek olan mezhep savaşından Türkiye'nin de etkileneceği gözardı edilmemelidir. Farklılıklarımızı - etnik ya da mezhepsel - yok kabul etmemiz mümkün olmadığına göre farklılıkları DEMOKRASİ ve ADALET kavramları ekseninde YÖNETMEMİZ gerekmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum