1. YAZARLAR

  2. Gizem Öztanaş

  3. Ebeveynlik krizini modernleştirme
Gizem Öztanaş

Gizem Öztanaş

Eğitimci - Detail Haber Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ebeveynlik krizini modernleştirme

A+A-

Dünden bugüne ebeveynlik

Günümüzde ebeveynlik anlayışının oldukça farklılaşmaya başladığını fark ediyorum. Kendine (aile yapısına) özgü bir hal almalıyken maalesef benzetmelerle ilerliyorlar. Her şey o kadar hızlı değişiyor ki; geleceğe yönelik hiçbir tahmin senaryoları güzergâhımıza uyumlanmıyor. Tarihsel olarak bakacak olursa, çocuklar önce ekonomik destek varlıklarıydı. Ebeveynler onlara yiyecek ve yaşam alanı sağladı ve birçoğu da eve destek amaçlı çalıştırıldı. Mecburi durumlar haricinde eski düzen hiç de etik değildi bu aşikâr ama en azından karşılıklı durumlar söz konusuydu ve ‘Y’ nesli olarak insanlar oldukça mütevazı yetişti. Biliyoruz ki şu an ‘Z’ nesli dediğimiz dönemdeyiz ve çocuklarımız bu neslin asıl temsilcileri.

Bugün iş yerine gitmek yerine okula giden çocuklar, bir sosyologun kinayeli ifadesiyle ‘Ekonomik olarak değersiz, ama duygusal olarak paha biçilmezler.’

Çocuklar çalışmayı bırakınca ebeveynliğin ekonomisi de değişti. Biz onlar için çalışmaya başladık. Çocukların yeni işi okul oldu. Evet, bu her zaman olması gerekendi. Fakat durum hiç de bu yönde ilerlemiyor. Şimdiki ebeveynler çocuklarını sözüm ona bir koşu maratonuna hazırlıyor sanki. Okul sorumlulukları dışında günlük hayatta birçok aktivitelere (zorlayıcı) tavırlarla onları iteliyor oldu. Bunun büyük kısmı ailenin egosal tatmin yetersizliğinden. Sürekli kıyas ve en iyisi, en başarılısı olma hissiyatı ağır basarken çocuktaki özgüven kaybını görmeyen ebeynlerden oluşan bir toplum oluverdik. Peki, neden bu yoldayız? Ben her anne babaya çocuğun yaşam alanlarına ve düşüncelerine saygı duymaları gerektiğini her fırsatta söylüyorum. En yakını ile kıyaslanan cocuk, rekabet duygusunu en derinden yasıyorken kendi duygularına da gem vuruyor ve kendini istediği alanda ispatlayamıyor maalesef. Ailelere göre başarılı olmanın anlayışı oldukça değişti. Okul hayatı bunun için yeterli olmamaya başladı. Satranç, futbol antrenmanları, yabancı dil, çeşitli enstrümanlar çalabilmeleri. İsteniyor ki hepsini yapsın başarsın. Programlanmış robota benzetilen bir nesil yetiştirmeye çalışmak ne kadar sağlıklı ki. Bırakalım çocuk kendini istediği alanda geliştirsin. Kimseyle anlamsız yarışa girmesin. Benliğini ve yeteneğini kendi seçimleriyle ifade edebilsin. Sonuç olarak özgürlüklerine müdahale etmekten vazgeçilsin.

ÇOCUKLARIMIZI BEKLEYEN BELİRSİZ GELECEK

Çocuklarımızı neye hazırlayacağımızı bilerek adım atmak, bilinçlenmek benim asıl anlatmak istediğim. Bu ne okul dışı etkinliklere yöneltmekle, ne de okul eğitiminde en başarılısı olmak zorunda mantığıyla olacak şey değil.

Bize düşen temel görev; ‘Net olmaktır.’ Ne istediğini bilen çocuk yetiştirmek için nasıl bir yol çizmeyi hedeflemektir. Ben küçükken insanlar Japoncanın başarı için kesinlikle gerekli olduğuna inanırdı. Ancak bu doğru çıkmadı. Bugün takıntılı bir şekilde çocuğunun Çince öğrenmesini isteyen orta sınıf ebeveyn hala var. Bence bu belirsizlik içinde yaşadığımız şey şu ki; Eğer gelecek için tahminde bulunmazsak, çocuklarımızı düşünebildiğimiz her tür olası için hazırlar ve sonrada bunların tutması için umut ederiz.

Sırf analitik bilgileri yetişsin diye santranca, işbirliği becerisi gelişsin diye çeşitli sporlara gönderiyorlar. Finansal anlayışı gelişmiş, bilimsel zekası yüksek, ekoloji dostu ve glütensiz çocuklar yetiştirmeye çalışmak ne derece doğru tartışılır. Ben asla kalıplaşmış bir düzeyde büyümedim.Doğal yollarla yetiştim ve tercihlerim hep bana aitti.Ekoloji dostu ya da glütenden uzak durma gibi bir eylemim olmadı üstelik makarnamı kavanozlar dolusu soslarla ve biftekle yedim. Ancak birçok ebeveyn sanki kendi yetişme seklini hatırlamazmış gibi tüm bu kısıtlamalar ya da zorlamalarla geleceğe hazırlık yaptığını sanıyor ne yazık ki. Öyle bir algı oluştu ki her şeyi denemiyorsak, sanki hiç bir şeyi yapmıyormuşuz gibi hissediyorlar.

Tüm bu kareleri daha da kötü hale getirmek istemiyorsak, buna son verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Ebeveynler artık kendilerini çocuklarının özgüven bekçisi gibi hissetmemelidir. Evrensel olarak herkesin üzerinde uzlaştığı mantra şu; ‘Çocuğum için istediğim tek şey mutlu olması.’ Ancak mutluluk bu zaman diliminde, bu ailesel mantıkla ulaşılması çok zor bir hedef oldu. Mutluluk bir beceri değildir.

Mutluluğun bir müfredatı yok. Mutluluk ve özgüven, başka şeylerin birer yan ürünü olabilir belki ancak kendi içinde bir amaç olamaz. Bu hem çocuklar hem de ebeveynler için hiç de adil bir yük değil. Bunun yerine ebeveynlerin tek odak noktası; ÜRETKEN ve AHLAKLI çocuklar yetiştirmek ve yaptığı iyi şeylerin bizden aldıkları sevginin bir sonucu olarak mutluluğu bulmalarına umut etmek olabilir.

 

SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

Twitter.com/GizemOztanas

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT