1. YAZARLAR

  2. Münire Polat

  3. Anlatamadıklarım atlatamadıklarımdır!
Münire Polat

Münire Polat

Uzman Psikolog
Yazarın Tüm Yazıları >

Anlatamadıklarım atlatamadıklarımdır!

A+A-

Ne zaman yoğun bir hüzne kapılsam, kapanırım içime;  sessizleşirim yüreğimde. Hangi kelimeyi kullansam kifayetsiz kalır hislerime. Hangi cümleyi kursam bir beden küçük gelir içimde olan bitene.

Tam da böyle bir günde “majör depresyon” tanısı almış bir danışan geldi ofise. Başını öne eğmiş, omzu çökmüş; sanki tonlarca yükün altında susuyordu bir daha hiç konuşmayacakmışçasına. Susuyordu anlatmak yerine oysa çok susamıştı konuşmaya. Bana bakıyor, gözleri doluyor, ancak gözyaşları yüreğine akıyordu. Bir süre birbirimize baktık.  Ben sormadım; o sessiz çığlıklarıyla anlattı kendini.  Sonra sese dönüştü hisleri ve başladı anlatmaya. Uzun zamandır yaşamdan umutsuzdu, çaresizdi ve bezgin hissediyordu. Yeni bir işe başlamak, yeni bir insana merhaba demek, harekete geçmek için mecali olmadığını dile getirdi. Bir psikiyatriste gitmişti,  psikiyatrist onun yüzüne bile bakmadan tutuşturuvermişti eline reçeteyi. Ah! Ne çok isterdi o reçeteyi yırtmayı; ben iyiyim umutla bakıyorum geleceğe demeyi. Olmamıştı, reçeteyi yırtamamış; psikiyatrsite diyememişti içinde dışında olan biteni.  Çaresizce bakmaya devam etti yüzüme bense onun umutsuz gözlerine…

Apansız boğazını temizledi,  boğazındaki onca düğümü çözmüş gibi.  Ve merakla sordu: “ Hocam ben elektroşok tedavileri ile bile düzelmedim sizle nasıl düzeleyim?”

Zor olacağına ya da hiç olmayacağına inandırmıştı kendini.   Biraz zor olacaktı kabul, çünkü öğrenilmiş çaresizlikleri vardı. Umutları tekrar tekrar yıkıldığı için hayal kırıklıkları hayat kırıklıklarına dönüşmüştü. Umut kırıntısı bile kalmamıştı gönlünün cam kenarında. Şimdi seanslar için de umutlanıp yeni bir hayal kırıklığı mı eklenseydi hayat defterine?

Çok büyük haklılıkları vardı aslında. Ona bakarken kendi hayal kırıklıklarım da geldi aklıma. Bir daha açmamak üzere kapadığım kapılar ya da göz kırpmasına rağmen Güneş,  kendimi kapattığım karanlık odalar… Ancak sonra duraksadım birden, hepsi geçmemiş miydi? Hayal kırıklığı sandığım yaşantılar, bana hayat olarak, deneyim olarak dönmemiş miydi? Kim bilebilirdi ki acı denilen topraktan çok güzel, olgun bir meyve çıkacak; yeni sevinçler yeni hayaller mahsul verecek ve ben o olmayanlara bakıp “iyi ki de olmamış, ya da iyi ki de ham meyve ile ağzımın tadı bozulmamış…” diyeceğim.

 Aklımdan geçenler dile dökülüvermişti bir anda ve az önce çaresiz bakan gözlerin anlattıklarımdan sonra, bir nebze olsun umutla yeşerdiğini ve merakla ya sonra diye sorduğunu gözlemledim. Ve ona şöyle söyledim: Sonrası sende, senin isteklerinde ve geçmişi dersler aldıktan sonra geleceğe taşımadan, hatalarını tekrar etmeden yola devam edebilmende. Biraz da kendi çizdiğin bu hayat denen resimde, kendini dışarıdan gözlemleyebilmende. Seans süresi dolmuştu ve sanki bu danışanın değil de benim seansım olmuştu çıkarken durdu arkasına baktı ve sordu kısık bir sesle: “Benim çizdiğim resminin renklerini de değiştirebilir miyiz?” Sevinçle yanıtlayıp,  seansta birlikte neler yapabileceğimizi konuşup, onu sonraki görüşmeye uğurlarken suyumun içindeki nane yapraklarının ferahlığında rahatladım. Çoraklaşmış bir toprakta umudun yeşermesinin doya doya tadını çıkardım.


SOSYAL MEDYADAN TAKİP İÇİN;

Twitter.com/PolatMunire

İnstagram.com/psikologmunirepolat

Facebook.com/Psikolog-Munire-Polat

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT