1. YAZARLAR

  2. Kutluhan Tencan

  3. Alternatifler Dünyasında Netflix Tartışması
Kutluhan Tencan

Kutluhan Tencan

Detail Haber / Başyazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Alternatifler Dünyasında Netflix Tartışması

A+A-

Öyle bir döneme şahitlik ediyoruz ki, tüm ön kabullerimizin sorgulandığı, birçok alışkanlığımızın değiştiği ve bu değişimin daha ne olduğuna karar veremeden, kendimizi içinde bulduğumuz küresel bir ağın ortasındayız.

Pratik o kadar ileride ki, teorilerimiz geç kalıyor, bu kabuk değiştiren dünyaya.

Bu minvalde kavramamız gereken ilk şey ise yasaklar dünyasını geride bırakmış olmamız. Ne Sultanlar devrindeyiz ne de Victoria çağında. Neredeyse her şeye anında ulaşma gücüne erişmiş, global bir dünyanın içindeyiz. Kültürel geçişlerin bir video paylaşımıyla aktarıldığı dönemdeyiz. Bu kadar hızlı akan bir dünyada, yozlaşmalar da bu doğrultuda ilerleyecektir. Önemli olan, sizin bu hıza karşı hangi hareket alanları inşa ettiğinizdir.

Malum konu; Netflix...

Aşk 101 dizisini eleştirelim, peki. Ya sonra? Var mı allı pullu kanallarımızın, buna rakip bir dizisi? Emperyalist sermayeler milyonlarca dolar yatırım yapıyor da, neden biz de milyonlarca dolar olmasa da, kayda değer yatırımlar yapmıyoruz.

Bugün insanlara sorsanız, İkinci Dünya Savaşı'nı kim kazandı diye, size ABD cevabını verirler. Doğru mu, değil. Peki neden bu cevap veriliyor, çünkü ABD bu konuyla ilgili o kadar film-belgesel yapıyor ki, en sonunda; "evet bu adamlar yapmış" diyorsunuz. 25 milyon insanını kaybeden ve savaşı kazanan Sovyetler'i değil.

Çuvaldızı Önce Kendimize Batıralım

Ezcümle, biz ne yapıyoruz, eleştirmekten başka. Televizyon kelimesi 35 yaş altı insanlar için devreden çıkmışken, bizim Netflix'e getireceğimiz yorumlar sadece yorum olarak kalır. Hep beraber o yorumları okur, sonra da Netflix'deki dizimize devam ederiz.

Bugün ekranlardaki dizilerin neredeyse hepsinin aynı yerden yazıldığını görüyoruz. Hep aynı çelişkiler ve ilişkiler, hep aynı sığlıklar. Gelişen dünyanın ürünü olabilir mi bu programlar. Burada bir Netflix güzellemesi yapmıyoruz. Aksine neden bu kadar izlendiğini ve buna karşı alternatif üretmemiz gerektiğinin altını çizmeye çalışıyoruz.

Netflix'in yayın politikalarından biri de eşcinsellik propagandası şüphesiz. Hatta o kadar ileri gidiyorlar ki, çizgi filmde 6-7 yaşındaki iki kız çocuğu öpüşüyor. Bu tür dayatmalar zaten bu platformun yayın politikası. Bu politikaya karşı, bizim elimizde ne var peki? Sadece diziler üzerinden değil, genel olarak eşcinsellik özendiriciliğine dair hangi çalışmaları yapıyoruz? Hatta kazanılmış İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması yönünde fikirler ortaya atıyoruz.

Ve bir diğer üzücü durum, bizim pataklamakla ısrar ettiğimiz bu platform, bizim değerlerimizi bizden daha iyi anlatabiliyor.

Mesela, Fatih Sultan Mehmet'i ve İstanbul'un fethini anlatan, Netflix'in "Rise of Empires: Ottoman" adlı yapımı, İstanbul’un fethini tarihsel yönüyle ele alıp, izleme rekorları kırarken,  Türkiye'de de "Mehmed Bir Cihan Fatihi" adlı yapımın altı bölüm sonra final yapması bizleri bence düşündürmeli.

Devletleri ayakta tutan milletin kültürel birlikleridir. Milletimiz bunun örneğini defalarca vermiştir. Ama şimdi görüyoruz ki 1980 sonrası, bu kültürel birliktelikte ciddi kırılmalar oldu. Ve bu kırılmaları onaracak planlardan yoksunuz. Devletler artık eskisi gibi salt güvenlik ve üretim fazlasının dağıtılmasından sorumlu olamaz.

Her bir bireyin kültürel hayatına nüfuz edecek planlamalar yapmak zorundayız artık. Bu planlamalar ne kadar gecikirse, o kadar yakınacağız milli benliğimizi kaybediyoruz diye.

Halbuki yakınmak yerine, neler yapabilirizi konuşsak, tarihimizden ve kültürümüzden alacağımız feyzle, bu değişen dünyaya çok güzel örnekler sunabiliriz.

 

SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

İnstagram.com/kutluhantencan

Twitter.com/kutluhantencan

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT