1. YAZARLAR

  2. Emrihan Aydın

  3. AİLE ŞİRKETLERİ VE KURUMSALLAŞMA
Emrihan Aydın

Emrihan Aydın

İş İnsanı, Yazar, Akademisyen
Yazarın Tüm Yazıları >

AİLE ŞİRKETLERİ VE KURUMSALLAŞMA

A+A-

Küçüksek ve küçük kalmayı düşünüyorsak kurumsallaşmayı konuşmaya gerek yok…

Günümüz iş dünyasında yanlış algılanan konuların başında kurumsallaşma gelmektedir. Kurumsallaşma deyince iş insanlarının aklına büyük plazalarda şirketi yönetmek gelmektedir. Bu düşünceden yola çıkıldığında kurumsallaşma için büyük olmak ve ciddi bir sermayenizin olması gerektiği sonucu ortaya çıkıyor. Türkiye’de KOBİ oranının %90’ ların üzerinde olduğu düşünülürse büyük bir çoğunluk bu sebeplerden dolayı kurumsallaşmaya soğuk bakıyor. Kurumsallaşma eğitiminde bir iş insanın yorumu güzel özetliyor aslında. Demişti ki hocam kurumsallaşma için süper ligde olmamız gerekiyor. Ama benim şirketim 3. Ligde. Aslında %90 üzerinde olan KOBİ’ lerin esas düşüncesi bu. O kadar sınır var ki beyinlerde kimse büyümeyi düşünmüyor. Büyümek demek daha çok sorun demek onlar için. Çünkü şirketlerini tek adam yönetimi ile yönettikleri için büyüdüğü zaman kontrolü kaybedeceklerini düşünüyorlar. Bu da kurumsallaşmadan uzaklaştırıyor.

Şimdi tersten gidelim ve eğitimde verdiğim cevabı sizlerle paylaşayım. Kurumsallaşma için süper ligde oynamanıza gerek yok. Kurumsallaşma demek illa ki büyük takımların yapacağı bir şey değil. Kurumsallaşma bulunduğunuz ligde şampiyonluğu hedeflemektedir. Hangi ligde olduğunuzun bir önemi yok.

Tabii ki şampiyonluğu hedeflemek için iyi bir takım, teknik altyapı gerekiyor. Ama ortaya çıkan bu maliyet bir gider değil, bir yatırımdır. Şirketinizin geleceği için yapılan beşeri bir yatırımdır.

İş insanlarının kurumsallaşma kavramına bu kadar uzak durmasının altında yatan nedenler neler? Aslında iç ve dış faktörler diye iki ana başlıkta ele alabiliriz.

İç faktörlerde şirket sahibinin artık tutucu hale gelmiş düşünceleri yatmaktadır. Bu düşünceler şirket yönetimi sırasında başlarına gelen zorluklardan ve şirket yönetiminde kilit tek kişinin kendileri olmasından dolayı yeni bir savaşa girmek istememeleridir. Şunu rahatça söyleyebiliriz ki iş insanları şirket yönetimlerinin 10. Yılından itibaren kronik yorgunluk yaşamaktadır. Ve bu yorgunluk ömür boyu sürer. Dış faktörler ise iş insanının sonradan öğrendikleri düşüncelerdir. Bu kişiler arkadaşlar, çalışanlar ve aile bireyleri olarak sıralanabilir. Gelen olumsuz mesajlar iş insanını kurumsallaşmaya karşı daha da uzaklaştırmaktadır.

Aile şirketlerinde durum daha da vahim hale geliyor. Şöyle ki dış uyaranların sayısı ve yakınlık derecesi daha da artıyor. Şirketin yönetiminden sorumlu aile bireyi aile içinden gelen uyaranlardan sonra analitik düşünme yetisini kaybetmesi olası bir sonuç.

Şirket yönetiminden bir anda aile ilişkileri içerisine girilmesiyle kurumsallaşmadan daha da uzaklaşılıyor. Hal böyle olunca dışarıdan gelen kişilere güven azalıyor. Hele ki geçmişte aile dışından birisi ya da birileri ile sorun yaşandıysa o zaman geçmiş deneyimlerle pekiştirilip bakış açısı tamamen negatife dönüyor. Bir anda aile içinde birbirine kenetlenme olurken, aile yönetiminde her şeyi biz biliriz havasında “kurumsallaşma” da neymiş denilerek şirketin en önemli yatırım ayağı beşeri yatırımı yapılmamış olunuyor. Sadece bina, makine ekipman yatırımı yapan şirketin yönetimi adına yatırımın es geçilmesi çoğu zaman görülmeyen ve/veya lüzumsuz görülen bir unsurdur.

Kurumsallaşmak için önce Kurumsallaşmayı sevmeliyiz?

Bu kavramlar sevilmeden gerçekleştirilmez. Çünkü kurumsallaşma süreci bir değişim sürecidir. Ve her değişim acı verir. Bu sebeple kurumsallaşmanın başarılı olması için kurumsallaşmayı sevmeli. Zorluklarda sonuna kadar gitmeli. En ufak bir pürüzde geri adım atıp, süreç yarım bırakılmamalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT