1. YAZARLAR

  2. Gizem Öztanaş

  3. 3-6 Yaş Grubu İngilizce Öğretimi ve İşleyişi
Gizem Öztanaş

Gizem Öztanaş

Eğitimci - Detail Haber Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

3-6 Yaş Grubu İngilizce Öğretimi ve İşleyişi

A+A-

Neden ikinci bir dile ihtiyaç var? Çocuklar küçük yaşta İngilizce öğrenmeli mi veya öğrenebilir mi? Biz Anaokulu olarak İngilizceyi nasıl öğretiyoruz? Bu gibi sorulara sıklıkla maruz kaldığımız dönemde Tema yaklaşımlarıyla ve ders planından örneklerle anlatmayı akıllarda kalan sorulara çok daha acık cevaplar vereceğini düşünüyorum.

Neden ikinci bir dile ihtiyaç var?

Çünkü globalleşen dünyada İngilizce büyük önem arz ediyor. Özellikle de internetin yaygınlaşması ile İngilizce adeta dünya dili haline geldi. Bilimsel araştırmalar ve teknoloji ile ilgili referans kaynakların önemli bir bölümü İngilizceden geçiyor. Hatta iyi bir İngilizce ile daha güzel iş olanakları elde etmek mümkün olabiliyor. Şuan İngilizce öğrenmek bir seçenek değil zorunluluk olma yolunda. Dünya dili olması bizim öğrenmemiz ve öğretmemiz acısından kaçınılmaz bir hal aldı.

Çocuklar erken yaşlarda İngilizce öğrenmeli mi?

Yapılan araştırmalara göre erken yaşlarda yabancı bir dil öğrenmek çocukların zekâsını geliştiriyor. 0-6 yaş arası çocuklar duyduklarını bir teyp gibi hafızalarına alırlar. Bu da çocukların ikinci bir dili daha kolay öğrenebilmelerini kolaylaştırıyor. Erken dönemde öğretilen ikinci bir dil çocuğun ileriki yaşlarında dil öğrenmeye karşı olan yatkınlığını geliştiriyor. Biz eğitimle altyapıyı sağlamlaştırıyoruz ve inşaatın temelini kuruyoruz.

Çocuklar birçok dili öğrenebilirler; Yeter ki dil sistemli ve zevkli bir şekilde sunulsun. Zihinsel özürlü çocuklar bile konuşmayı öğrenebilir; Çünkü beyin bunun için programlanmıştır. Çocukların 0-6 yaş arası öğrenmelerinin zirvesinde olduğu bir dönemdir. Bu dönem sonrasında öğrenilen dil daha çok uğraş gerektirir ve öğrenilen dil anadili gibi olmaz. Özellikle bir dilin telaffuzu ne kadar erken yaşta öğrenilirse o kadar hatasız olur. Bunu fazlasıyla gözlemliyoruz, nasıl farklı dilde konuşan bir ailenin çocuğu ilk kez duyum ve maruz kalma sebebiyle aynı dili öğreniyorsa; Erken dönem İngilizcede de bu seviyeye ulaşmamız yakın olasılıklardadır.

Peki, Anaokulunda İngilizceyi çocuklarımıza nasıl öğretiyoruz?

Sabır ve sevgi en önemlisi. Bir eğiticinin içinde olması gereken duygulardır. Bunu motivasyonla destekleyerek ders baslıkları ve müfredatla birleştiriyoruz. Eğlence kısmı da var tabi; İyi hazırlanmış hikâyeler, şarkılar, oyunlar hatta drama… İngilizce okul öncesinde yazmayla olacak bir dal değil o sebeple destek alanlarımız oldukça fazla. Biraz daha konuyu açmak gerekirse; Öğrencilerin yaşları ve gelişim özellikleri dikkate alınarak program geliştirilir. Oyunlar ve aktiviteler her ay hatta haftalık olarak değiştirilir (3-6 yaş arası çocukların dikkat süreleri oldukça sınırlı) Sakin ve hareketli oyunlar seçimi daha verimli sonuçlar doğuruyor. Zaman zaman derslerde tekrar, gözden geçirmek ve değişiklikler de yapıyoruz. Bu sayede daha zevkli ve hareket dolu zaman geçiriyoruz.

Bir diğer fonksiyonumuz ise çocukların rahat edebileceği ve arkadaşça bir ortama sahip olmasıdır. Verim almak için Kendi motivasyonumuz kadar onların ki de oldukça önemli. Bu şekilde çocuklar yarışmadan ve herkesin takdir edildiği ve desteklendiği bir ortamda kendini daha özgüvenli hissedecek ve dile olan eğilimi artacaktır. Burada vezaret ve desteklemek bize düşen ilk görev.

İçerik olarak Tema Yaklaşımı dersler bir tema etrafında yürütülür. Belirli bir yayınla çalışıyor olmamız konuları zamanlı ve detaylı aktarmamıza yönelik olunca öğrenmelerindeki verim de bir o kadar artıyor. Mesela hayvanları konu alan bir hikâye, onunla ilişkili şarkılar, oyunlar, müzikler, drama ve aktivitelerle öğrenme süreci geliştirilir. Akıllı tahta yardımıyla konularımızı daha interaktif olarak anlatma şansımızda mümkün. Ben okul öncesinde özellikle dil alanında Worksheet (çalışma kâğıdı) kullanmayı çok fazla önermiyorum. Birçok teknik varken bu en son tercih olmalıdır. Yalnız minibook (küçük el kitapçıkları) oldukça sevimli ve dikkatlerini çektiği için zaman zaman derslerimde sürpriz yapıyorum.

Derslerimiz dinlemek, anlamak ve mümkün olduğunca fazla kelime öğrenmek üzerine kurulu oluyor. Önce kelimeler sonrasında kısa cümleler kurdurmayı hedef alıyoruz. Somut kavramlar üzerinde de belirli çalışmalar yapıyoruz. Mesela; Renkler, hayvanlar, meyveler, vücudumuzun bölümleri gibi. Ek olarak hikâyelerden de yararlanmamız kaçınılmaz üstelik hayal dünyalarını canlandırırken dili de katmış olmak ayrı bir hedefimiz. Yani okul öncesi dil eğitimi adı altında birçok değerleri de kazandırdığımız bir gerçek.

Yanı sıra aile katılımı da çok çok önemli. Evde yemek yerken, yatağa giderken, elbise giyerken aynı okulda olduğu gibi tekrar yapılmasını bekliyoruz. Aylık tema yardımıyla velilerimden özellikle dil biliyorlarsa ricada bulunurum ve tekrar yapmalarını isterim. Böylece ikinci bir dil çocukların yaşamlarının bir parçası haline gelmiş ve içselleşmiş olur.

Peki, bu nasıl olacak? Gelin hep beraber örnek bir dersi inceleyelim.

Hikâyeyi ele alacak olursak öncesinde hikayede geçen hedef cümleler ve kelimeler çocuklara tanıştırıyoruz. İçinde geçen hayvan isimlerinin sadece resimlerle ve oyunlarla çocuklara öğretiyoruz. Yine bu ilk hikâyede tanışma cümleleri olur, örnek olarak; “Hello, How are you, I am fine, thanks” gibi. Bunları çocuklara çeşitli oyunlarla öğretiyoruz ve çocukların bu cümleleri ve kelimeleri öğrendiğinden emin olunca hikayede geçen diğer hayvan isimlerine geçiyoruz.. Böylelikle hikâyeye başlamadan bir ön hazırlık yapılarak çocuklar birçok kelime ve cümle öğrenmiş oluruz. Bu hikâyeyi de öğrenme sürecini pekiştirecektir. Tabi bu sadece hikâye olan kısım, aktif olarak sınıf dili ve kitap uygulama metotları çok daha farklı.

Her zaman ve her alanda öğrenmeye acık yeni nesil yetişmesi dileğiyle sevgiyle kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT