Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe

Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe

E. Binbaşı
Yazarın Tüm Yazıları >

23 Nisan

A+A-

Kurtuluş Savaşımızın en önemli safhalarından biri olan Büyük Millet Meclisi'nin açılmasının 100. Yıldönümünde empati yapmak istedim. Ama olmuyor. Yıllarca terörle mücadelede çalışmış, çatışmalara girmiş, kutsal askerlik mesleğinin en zor ama en heyecanlı anlarını yaşayan biri olarak Kurtuluş Savaşı günlerini tahayyül edemedim. Çünkü şartlarımız farklıydı. Ülkede herkes teröre karşı birlikte hareket ediyordu. Ama 100 yıl önce öylemiydi? O dönem mücadele çetin, karşınızda yedi düvel var. Onlar yetmedi, içerideki işbirlikçiler var. Ali Kemaller, Damat Feritler, İngiliz severler, Amerikan mandacıları, Kuva-i İnzibatiyeler, Anzavurlar, vatanını sevmeyen, kendi askerine, kendi halkına güvenmeyen siyasetçiler, askerler, gazeteciler......! kimi ararsanız var. İstanbul'u işgal ederek Meclis'i basanlar, anlaşma metninde diplomatik cümleler kurarak ülkeyi işgale zemin hazırlayıp, kukla devletleri olan Yunanlıları İzmir'e gönderenler ve onlara uşaklık edenler. 

Bütün bunlara karşı kim var diye baktığımızda ise dağınık bir halde vatanı kurtarmayı düşünen gerçek vatanseverler. Ülkenin her yerinden işgale karşı protestolar, toplantılar var. Ama nasıl olacak, nereden başlanacak.  Sulh yoluyla mı olacak yoksa savaş mı? Yeniden savaş düşüncesi Balkan harbini, Yemen Harbini, Kanal seferini, Kafkas seferini, Suriye ve Doğu Anadolu seferini en önemlisi Çanakkale savaşını yaşamış olan bu millete nasıl anlatılacak. Nasıl motive edilecek. İşte esas zor olan husus bu.

Kurtuluş Savaşı ve sonrasında ülkenin kalkınması için girişilen mücadeleyi kısır siyasi çekişmeler için farklı şekillerde yorumlamak oldukça insafsız bir durumdur. Kul hakkı yemektir. Allah bir daha o günleri yaşatmasın. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının sivil iradenin tezahürü olan Büyük Millet Meclisi çatısı altında tüm ülkeyi yeniden heyecanlandırıp, yeniden teşkilatlandırıp düşmanı 26-30 Ağustos tarihleri arasında dört günde nasıl darmadağın  ettiğine dair dünyada örneği olmayan bir mücadeleye sahip bir millet olduğumuz için şanslıyız.

Ben bu yazıda Mustafa Kemal Atatürk'ün Meclis açılışını tüm dünyaya duyuran telgrafını burada nakletmek istiyorum. Bu yazı Kurtuluş Savaşının özüdür. Kurtuluş Savaşını yönetenlerin sahip olduğu gerçek ve samimi düşünceleridir. 

"Allah’ın cömert ihsanı ile Nisan’ın yirmiüçüncü cuma günü, cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.

Vatanın istiklâli, hilâfet ve saltanatın kurtarılması gibi en mühim ve hayatî görevleri ifâ edecek olan Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününü Cuma’ya tesadüf ettirmekle o günün mübarek olmasından istifade için açılıştan önce bütün milletvekilleri ile Hacı Bayram Velî Câmi-i Şerîfi’nde Cuma namazı kılınarak Kur’an’ın nurlarından ve salâttan feyzalınacaktır. Namazdan sonra sakal-ı şerif ve sancak-ı şerif taşınarak daireye gidilecektir. İçeriye girilmeden önce bir dua okunacak ve kurbanlar kesilecektir. Tören sırasında camiden Meclis’e kadar Kolordu Kumandanlığı tarafından askerî birliklere özel tertibat aldırılacaktır.

O günün kudsiyetini sonsuza kadar ulaştırmak maksadıyla bugünden itibaren vilâyet merkezinde Vali Beyefendi Hazretleri’nin düzenlemesi ile hatim indirtilip Buhârî-i Şerîf okutulacak, hatmin geri kalan kısmı Cuma namazından sonra Meclis’in önünde tamamlanacaktır.

Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı şekilde bugünden başlayarak Buhârîler okunup hatimler indirilecek, Cuma günü ezandan önce minarelerde salâvâtlar getirilecek, hutbede halifemiz padişahımız efendimizin (Sultan Vahideddin’in) ismi zikredilirken padişahın ve teb’anın biran önce kurtulup saadete ermesi duası da ilâveten okunacaktır. Cuma namazının kılınmasından sonra hatim tamamlanarak hilâfet ve saltanat ile vatanın her tarafının kurtulması maksadıyla yapılan millî çalışmaların önemi ve kutsallığı, milletin her ferdinin vekillerinden meydana gelen Büyük Millet Meclisi’nin yapacağı vatanî vazifeyi ifa mecburiyeti hakkında öğütler verilecektir. Daha sonra halîfe ve pâdişâhımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, selâmeti ve istiklâli için dua edilecektir. Bu dinî ve vatanî merasimin tamamlanıp camilerden çıkılmasından sonra Osmanlı topraklarının her tarafından hükümet makamına gelinerek Meclis’in açılmasından dolayı resmî tebrikler sunulacaktır. Yine her tarafta Cuma namazından önce uygun şekilde Mevlid-i Şerîf okunacaktır.

İşbu tebliğin hemen yayınlanıp gönderilmesi için bütün vasıtalara başvurulacak ve hızlı bir şekilde en ücra köylere, en küçük ,askerî kıt’alara ve memleketin bütün kuruluşlarına ve müesseselerine yollanması sağlanacaktır. Ayrıca büyük levhalar hâlinde her tarafa asılacak ve mümkün olan yerlerde bastırılıp bedava olarak dağıtılacaktır.

Cenâb-ı Hak’ka tam bir muvaffakiyet için niyaz edip yalvarıyoruz.

Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal”.

Bakın bu yazıda neler var neler. İyi incelemek sonra karar vermek lazım. Bence artık bizi biz yapan MİLLİ ve MANEVİ değerlerimize sahip çıkmaya devam edelim. Kim bu ülke için çalışmışsa siyasi mülahazaların ötesinde onlara hakettiği değeri verelim. 

23 Nisan;

Kendi halkına güvenen;

Mustafa Kemal Paşa'nın

Kazım Karabekir Paşa'nın,

Ali Fuat Paşa'nın,

Fevzi Paşa'nın,

İsmet Paşa'nın,

Kazım Orbay'ın,

Bekir Sami Bey'in,

Halide Edip'in

Mehmet Akif'in

Karakol Cemiyetinin,

Mim Mim grubunun,

Berzenci grubunun,

Ferhat grubunun,

Merdivenköy’deki Bektaşi Tekkesinin,

Üsküdar Sultan Tepesi’ndeki Özbekler Tekkesinin,

Kuvvacı kahramanlardan Şahinbey'in,

Yahya Kaptan'ın,

Ali Çetinkaya'nın

Namusunu koruyan Sütçü İmamın,

Ayşe Çavuş'un,

Halime Çavuş'un,

Kara Fatma'nın,

İsimsiz kahramanların,

Mehmetçiklerin,

Onbeşlilerin,

Ayağında çarığı olmayan,

Evinde aşı olmayan,

Kocasını, evladını askere gönderip haber alamayan,

Askerleri kendi evladı olarak gören

TÜM ANADOLUNUN İSYANIDIR.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

5 Yorum