1. YAZARLAR

  2. Emrihan Aydın

  3. 2023 Hedeflerine Giderken 4.0 Olgusu
Emrihan Aydın

Emrihan Aydın

İş İnsanı, Yazar, Akademisyen
Yazarın Tüm Yazıları >

2023 Hedeflerine Giderken 4.0 Olgusu

A+A-

Dünyada çağımızda görülebilecek belki de en uç durumla karşı karşıyayız. İnsan odaklı felaket senaryoları yazılıp çizilirken bir virüs tüm dünyanın dengesini değiştirdi. Değişim sadece sosyolojik olarak değil bir çok etkileri itiabriyle dikkate alınmalı ve irdelenmeli. 

Virüs süreci sonrasında hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağı konuşuluyor. Peki neler olacak? Elbette bu sorunun net bir cevabı yok. Sadece fikir insanlarının teorileri var ortada. Zaman kimin haklı olacağını gösterecek.

Lakin acaba bu süreç bıçak kesiği gibi bir anda mı oldu? Bir anda virüs geldi ülkeler online eğitime geçtiler, internet üzerinden satışlar mı başladı? 

Aslında süreci biraz geriden okumamız lazım. Ben şu anda içinde bulunduğumuz ve virüs süreci sonrasındaki yaşam tarzımızın temellerinin 2011 yılında atıldığına inanıyorum. Zira 2011, endüstri 4.0 denilen sürecin ilk dile getirildiği yıldır. Endüstri 4.0 terimi, ilk olarak dünyanın en büyük endüstri fuarı Hannover Fair 2011'de kullanıldı. Yaklaşık 9 yıllık bir süreçte düşünsel temelleri atılıp 4.0 çağı da başlamış oldu. 4.0 olgusunun dünyadaki makro ölçekli ilk krizde başrole geçeceği belliydi. Çünkü her kriz kendi, sonrasında hakim olacak bir kahraman yaratır, tıpkı Büyük Buhran döneminde Keynesyen politikalarının kahraman olması ve sonrasında başrole geçmesi gibi. 

Korona virüs krizinde de başrole 4.0 geçti. Belki dünyada birçok kişi bu sürecin adını tam koyamıyor. Ama artık robotların kas gücü yerine geç fikri hemen hemen hiçbirimiz için ütopik bir düşünce değil. Hatta zaman ilerledikçe o kadar çaresiz olacağız ki bizler talep edeceğiz belki de bu durumu. Tarih sayfaları 2011’ i nasıl ki 4.0’ ı doğum yılı olarak yazacaksa, 2020’ yi de günlük hayata entegrasyonu bakımından milat kabul edecek.

Virüs aslında yüzyıllardır yazılan kuralları silen bir silgi göreviyle tüm kuralları alt üst etti. Lider Amerika algısı yerle bir oldu. Avrupa’ nın o kadar da medeni bir coğrafya olmadığını gösterdi. Bugüne kadar “gelişmişlik” kriteri bakımından geri kalmış olarak nitelendirilen ülkelerin iş başa düşünce aslında o kadar da geride olmadıkları göründü. Bunun gibi birçok algı yıkıldı. Ve bu yıkımı hemen hemen dünyada yaşayan her insan hissetti. 

Artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacak.

Bu sözü çok duyuyoruz. Peki bundan sonrası için ne kadar hazırız? Yeniden yazılacak kuralları kim belirleycek? Nasıl bir dönem bizi bekliyor? Ekonomik kurallar nasıl olacak?

Bir kere ekonomik olarak ulus ekonomisi kavramı yerini dünya ekonomisine bırakacak. Devletlerin ekonomik sınırları yıkılacak ve tek bir dünya pazarına geçeceğiz. Rekabet beraberinde kaliteyi getirecek. Küçük düşünen işletmeler yerle yeksan olacak. Global düşünmenin önemini çok daha fazla hissedeceğiz. Vizyon denen kavramın içini bu güne kadar boşaltmıştık. Laf ola beri gele diye bonkörce kullandık vizyon kavramını. Vizyonu olmayanların başarısızlıklarını gördükçe tanımını sil baştan yapacağız. Global ölçekte düşünüp yerel hareket etmenin önemini göreceğiz.

Hedef, kurumsal şirketler, fayda-maliyet, marjinal fayda, üretim, verimlilik, inovasyon gibi kavramların anlamını çok kısa süre içerisinde hepimiz öğreneceğiz.

Elbette bu değişimler sadece özel sektörde olmayacak. Devletlerin yönetiminde de birçok kural değişecek. Hantal, tutucu, gelişime ve değişime kapalı devlet yönetimlerin başarısızlıklarına hepimiz şahit olacağız. Devlet yönetiminde “insan” faktörünün ne denli önemli olduğunu göreceğiz. Verimli çalışma, akıllı stratejiler ön plana çıkacak. Dünya ile aynı seviyede hatta daha ileride olanarın kazandıklarına şahit olacağız. 

2023 Hedefleri ne oldu?

Devlet yönetimi, tüm siyasi görüşlerden soyutlanmış şekilde akıl, bilim, vizyon ışığında gerçekleştirilmelidir. Cumhuriyet tarihinde halka indirgenmiş bir hedef belirlendi, devlet politikası haline geldi. 2023 hedefine göre Türkiye’ nin dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefi toplumun çok büyük bir kesimi tarafından benimsenmiş durumda. Bir yola çıktıysanız elbette her zaman düz şekilde ilerleyemezsiniz. Bazen yavaşlayacak, bazen hızlanacaksınız. Önemli olan hedefinize ulaşıp ulaşmadığınız. Ama siz hedefiniz belirdikten sonra ilk düşmede hemen ortalığı velveleye verirseniz elbette hedefinize ulaşamazsınız. Maalesef ülkemizde de belli kesimler bu tepkiyi verdiler. Gereksiz ve anlamsızdı. Hedef koyulunca sonuca varana kadar yapıcı şekilde katkı sağlar, sonucuna göre değerlendirmenizi yaparsınız. Hedefe ulaşılmaz ise zaten halk faturayı kesecektir. 

Virüsün psikolojik etkileri ülkemizde görülmeye başlandığı ilk günlerde 2023 hedeflerinde başarısız olunacağı duygusu hissedildi. Zaman ilerledikçe oyunun kuralları değişmeye başladı. Eskiden gereksiz görülen on line toplantı ya da eğitimler yapılmaya başlandı. Teknolojiye çok uzak olan kişiler bile teknolojiye bağımlı yaşamaya başladılar. 

Elbbet evlerde izolasyon süreci başlayınca büyük yığın bu durumdan şikayetçi olmaya başladı. Bunun yeni dünya öncesi eksiklerin giderilmesi gereken bir dönem olduğunun farkına çok az kişi vardı. Onları da yeni dönemde sahnede izleyeceğiz. 

2023 hedeflerine gelmeden önce yeni dünya öncesi son evre olan virüs sürecindeki yıkılan algılara bakaım.

Gördük ki Amerika’ nın lider ülke konumlandırması algıdan iabretmiş.

Avrupa kendi içerisinde bütünlüğü sağlayamamış.

İngiltere dost edinmek değil çıkarlarıdoğrultusunda hareket etmeye devam ediyor.

Küba’ nın yabancı ülkere asker yerine sağlık çalışanı gönderme vizyonu ses getirecek şekilde hayat buldu.

Türkiye içeride farklı büyüklükte sorunlarla da uğraşsa, gerek süreç yönetimile gerekse de yabancı ülkelere yardım etmede dünya sahnesinde gücüne güç katıyor.

Bu yazdıklarıma partizan gözlüğü ile bakıldığında ya çok sevilecek ya da nefret edilecek. Çünkü maalesef hala toplum olarak doğruya doğru diyemiyoruz.

Elbette süreçte aksaklıklar oldu, yanlışlar oldu. Ama gelişmiş devlet refleksi sayesinde hızlı şekilde revizeler yapılarak doğruya ulaşıldı. 

İki aydan beri üretimi devam ettirme çabasına rağmen ekonomik olarak durgunluk dönemi içerisine girdik. Zaten virüsten bağımsız dünyada resesyon beklentisi varken üzerine bir de salgın gelmesi ekonomik açıdan zor günler geçirmemize neden oluyor. Lakin yazımın başında ne demiştim. Biz bir hedef üzerine yola çıktık. Yolda elbette ki yavaşlamalar olacak. Kaldı ki tüm dünya ülkelerinin ekonomisinde ciddi çakılmalar yaşanırken ülkemizde de benzer durumların yaşanması anormal bir durum değil. Zira anormal bir süreçten geçiyoruz.

Vizyon ve devlet yönetiminin benzer bir yönü bulunmakta. İkisinde de bir adım sonrasını düşünerek haereket etmeniz gerekir. Demek ki süreç sonrası için hazırlıkları da bir taraftan yapmalıyız.

2023 hedefleri ne ulaşmada geri kalmadık. Bizim geri giderken, tüm dünya ülkeri de geri gidiyor. Tüm dünyada küçülme yaşanırken ülkemizde de küçülme olması makro açıdan küçülmediğimiz şeklinde de yorumlanabilir. 

Yakın zamanda hayata geçen Cumhrubaşkanlığı Hükümet Sistemi’ nin 2023 hedefleri için fayda sağlayacağı aşikar. Fakat sistemin yeni olmasından dolayı yapılması gereken revize ve iyileştirmeler bulunmakta. Bir de bu revizelerin üzerine yeni dünya düzeninde oyun kurucu olmak için yapılması gereken geliştirme çalışmaları olduğunu düşünüyorum.

Bir kere herşeyden önce hızlı karar verme, gereksiz bürokrasiyi azaltma gibi çok önemli bir engeli ortadan kaldıran sistemin en önemli eksikliği kamu faaliyetlerinin ayrı bir çalışma ofisi ile denetlenerek geliştirilmesinin yapılmaması. Evet denetim ve geliştirme sürekli olmalı. Zira dünya değişiyor, kurallar değişiyor. Gelişmeleri takip eden, sistemin işlerliği ile gelişmelerin çakışma, çatışma durumlarına bakan ve sürdürülebilirlik kavramını ana ilke edine bir ofis kurulmalıdır. 

Yerel yönetim hizmetleri obdsumanlık çerçevesinde bir başkanlık ile tek elden yönetilmelidir. Konu ile alakalı baş editörlüğünü yaptığım Sayın Oktay SARAL’ ın yazdığı Yerel Yönetim 4.0 kitabında verildiği şekilde bir yapılanma içerisinde olunması lazım.

Yeni kurulan tüm başkanlık, çalışma ofisi faaliyetleri, mevuzata uygunluk açısından değil, fayda ve verimlilik açısından gözden geçirilmelidir.

Kurumsal arası iletişimi daha da güçlendirici çalışmalar yapılmalıdır. Gereksiz bürokrasi azaltılmalıdır. 

STK’ lar daha aktif hale getirilmelidir. STK’ ların faaliyetleri sadece usul yönünden değil içerik yönünden de incelenmelidir. Fayda üretmeyen “tabela STK’ ları” kapatılmalıdır. 

Belki de en önemli adım gençlere yönetimlerde daha çok yer verilmelidir. Yeni dünya deneyim yoğun değil hızlı değişim ve gelişim odaklılık üzerine kurulacak.

Yukarıdaki önerilerle başlayan liste yapıldıkça yenileri eklenerek devam etmeli. En önemlisi yeni dünya düzeni için mikro ölçekte de makro ölçekte de birşeyler yapmalıyız. Tarih 2020’ yi Türkiye’ nin en kazançlı çıktığı yıl olarak yazmalıdır.

Bunun için ön yargılarımızı, siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakalım.

Hacı Bektaş-ı Veli'nin dediği gibi “Bir olalım, diri olalım iri olalım." 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum