• İstanbul17 °C
  • Ankara7 °C
  • İzmir18 °C
  • Gaziantep13 °C
  • Amasya15 °C

Tuğba Annaç / Psikolog

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tuğba Annaç / Psikolog

YAS

03 Temmuz 2016 Pazar 06:00

Günlerdir kalbimin üzerinde bir fil oturuyor. Ağır ve sessiz… Yasta değil yasta olsa ağlar belki, belki yıkar ortalığı ya da acı çeker ama benim yüreğimin üzerindeki fil metanetli ve tepkisiz belki de şokta. Anlayamıyor, anlamlandıramıyor henüz, kabul edemiyor.  Attığım her adımda benimle birlikte, zaman zaman bir şeylere dalıyor ve unutacak oluyorum ama yüreğimin üzerindeki filin ağırlığı buna izin vermiyor.

45 can, 45 yarım kalmış hikâye, 45 doyulmamış sevgili, eş, anne, baba, çocuk... Bir hiç uğruna kaybettiğimiz 45 insan. Hiçbir akıl açıklayamaz yaşadıklarımızı, hiçbir duygu anlatamaz hissettiklerimizi ne söylesek boş, ne söylesek eksik ve yetersiz. Ölüyoruz, öldürülüyoruz bizi öldürüyorlar işte başka bir gerçek yok.

Artık her birimizin kalbinde sürekli bizimle birlikte olan, kendini hiç unutturmayan bir sızı var biliyorum ince ince kanıyor, bu sızının içimize oturalı çok oldu siz de iyi bilirsiniz yaşadınız işte,,bir sızı ne kadar anlatılabilir ki. 

Elbette bunu yapanların en ağır şekilde cezalandırılmasını diliyoruz en adil mahkemelerde yargılansınlar en ağır şekilde bize yaşattıklarının bedellerini ödesinler derdimiz yok saymak değil ama an geliyor ve katilleri lanetlemekten başka hiçbir şey yapamadığımıza utanıyoruz. En çokta buna utanıyoruz.

Ama alışmayacağız. Kaybettiğimiz, bizden aldıkları için adlarını duyduğumuz ve kardeşimiz olarak kabul ettiğimiz tüm kardeşlerimize yeminimiz olsun ki alışmayacağız. Elimizden gelen tek şey şimdilik bu ve maalesef tek yapabildiğimiz şeyi yapıp sizi unutmayacağız.  Sizi unutmamaktan başka elimizden bir şey gelmediği içinde hep kendimizden nefret edeceğiz.

Ve hiç anlayamayacağız, benimle aynı dili konuşmuyor diye, benimle aynı dine inanmıyor diye, benzer adlar taşımıyoruz benim gibi düşünmüyor benim gibi yaşamıyor diye, birini öldürmenin nasıl bir şey olduğunu…

Birlikte yaşadık işte ilk yaramız değildi bu, dilerim ki son olur. Her seferinde bikez daha anlıyoruz. Ya bu ülkede yaşamak için artık kalbimizi söküp yerine taş koyacağız ya da bunca acıya, adaletsizliğe, kötülüğe rağmen inadına sevginin dilini konuşacağız, barış diyeceğiz, hep yan yana duracağız, acımızı omuz omuza sırtlanacağız.

Bu kötü dünyayı değiştirmenin tek yolu bu çünkü. Benim kafam böyle çalışıyor, benim aklım bir tek buna yetiyor. Benim elimden başka hiçbir şey gelmiyor.
 
Ve çocuklar, çocuklarımız.

Yeterince merhametli ve vicdanlı büyütüyor muyuz onları.

Sevgiyle büyütüyor muyuz?

Bir hayvana, bırakın hayvanı bir eşyaya zarar verdiğinde uyarıyor muyuz?

Hiç düşündünüz mü canlarımızı bizden bir hiç uğruna alanların, tanımadıkları, bir kez olsun konuşmadıkları, isimlerini bile bilmedikleri insanları öldürenlerinde bir zamanlar çocuk olduğunu. Ben düşündüm ben İnanmak istemedim ben çıldıracak gibi oldum ve inanmakta istemiyorum doğuştan kötü olunabildiğine. Belki bizi kurtaracak olan o tek çocuktur pimi çekmeyen, çekemeyen. Belki tek bir çocuğun merhametidir kötülüğü defeden. Tek bir çocuğun kalbi olacaktır barışı bu dünyaya getiren. Umarım dünya üzerindeki her çocuk merhametli olur ve dilerim dünya üzerindeki hiç bir çocuk bir daha yaşadıklarımızı yaşamak zorunda kalmaz.

Hayalimizdeki dünya zor biliyorum ama umut ediyorum.

Görür müyüm bilmiyorum ama inanıyorum.

Bir gün bu topraklara da barış gelecek ve bu barışı getirse getirse vicdanlı çocuklarımız getirecek.

BAŞIMIZ SAĞOLSUN.

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Editörün Seçtikleri
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 - 2017 Detail Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (531) 319 88 97 | Faks : 0 (342) 231 00 28 | Haber Yazılımı: CM Bilişim