1. YAZARLAR

  2. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Demirci

  3. KULU İNCİTME GÖNÜL!
Yrd. Doç. Dr. Mustafa Demirci

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Demirci

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

KULU İNCİTME GÖNÜL!

A+A-

Henüz sohbet başlamamıştı. Derviş  başı önünde, düşünceli bir halde, ön saflara yakın bir yerde oturuyordu.  Üzerinde, bir kaç  gün önce  alt komşusu ile yaşadığı tartışmanın gerginliği vardı. O gün, balkondan düşen saksı yüzünden komşunun gösterdiği tepkiye sinirlenmiş ve komşusuna hakaretamiz sözler sarf etmişti.  Çok pişman olmuştu ama söz ağızdan çıkmıştı bir kere. Öfkesi  ve gururu hemen oracıkta özür dilemesine mani olmuş, daha sonra da mahcubiyetinden özür dilemeye cesaret edememişti. Bu olayda dervişi asıl üzen şey,  müdavimi olduğu  dergaha  söz söyletmek olmuştu. Komşusu  dervişin hakarete varan sözleri üzerine;  “Bu sözler sana hiç yakışıyor mu? Bir de dervişlikten, sofilikten dem vuruyorsun!” demişti. Komşusunun bu acıtan sözleri hala dervişin beyninde çınlayıp duruyordu. Bu yüzden başını yukarı kaldırıp mürşidine bakmaya bile cesaret edemiyordu.  Bu esnada mürşidi  elindeki  kitabı rahlenin üzerine yavaşça bıraktı. Başını  kaldırıp gözlerini dergahın müdavimleri üzerinde bir süre gezdirdi. Sonra hamdele ve salvele ile sözlerine başladı. Sohbetin ilk cümlesi;  “Tasavvuf; güzel ahlak demektir” olmuştu. Sonra; “Kim güzel ahlak üzere değilse dervişlikten, sufilikten bahsetmesin!” dedi.  Sesi tatlı-sert bir tondaydı. Mürşidin bu sözleri dervişin iyice yarasına tuz basmış, utancından başını yere kadar eğmişti. Mürşid şu dörtlüklerle sohbetine devam etti:

Gölgesinde otur amma / Yaprak senden incinmesin

Temizlen de gir mezara / Toprak senden incinmesin [1]  

Evlatlarım! Herkes incitmemeyi kolay zanneder. Oysa incinmemek incitmemekten daha zordur. İncinmemeyi başarmak incitmemeyi de başarmak demektir. Bu yüzden dervişlerin ilk öğrendiği şey; “incinmemek”tir. İncitmemek için incinmemek.. Yaradan aşkına… Gönül kâbesinin sahibi hürmetine.. 

Dokunur gayretine / Karışma hikmetine

Sahibi hürmetine / Kulu incitme gönül [2]

Halktan bir zarar görürsen incinme! Çünkü halk, ne mihnet, ne de rahat vermeye muktedirdir. Dostun dostluğunu ve düşmanın düşmanlığını Allah’tan bil! Zira her ikisinin de kalbi, O’nun (c.c.) tasarruf elindedir. Her ne kadar atılan ok yaydan çıkarsa da, akıllı insan oku yaydan bilmez, yayı tutan kimseden görür ve öyle bilir. [3] Derviş sohbet ilerledikçe komşusu ile yaşadıklarını daha iyi tahlil etmeye başlamıştı. Bu sayede yaptığı yanlışlar bir bir zihninde çözülüyor ve nedamet damlaları halinde kalbine nüfuz ediyordu. Mürşidi onun zihnini okurcasına konuşmaya devam etti.

Evlatlarım! Bir kimsenin kalbi diliyle, dili de kalbiyle beraber olmadıkça ve sözü işine aykırı olmaktan kurtulmadıkça, komşusu şerrinden emin olmadıkça, hakîkî derviş sayılması caiz değildir [4] Dervişân, her an bu yolun edeplerine riayet etmelidir. Çünkü edep; konuştuğun zaman dilini korumak, yalnız kaldığın zaman kalbini korumak, dışarıya çıktığın zaman gözünü korumak, yediğin zaman boğazını korumak, uzattığın zaman elini korumak, yürüdüğün zaman ayağını korumak ve bütün işlerinde vaktini korumaktır. Kim âzâlarını korumaz ve vaktini zâyi ederse, onun uzuvları edepsizliğe gider. Kim vaktini değerlendirir, sırrını gözetlerse, Allah-ü Teâlâ onun vakitlerini ve uzuvlarını korur.”

Mürşidin “komşusu şerrinden emin olmadıkça” sözü dervişi hepten perişan etmişti. Pişmanlığı son raddeye ulaştı. Bir an önce gidip komşusundan özür dilemek, af dilemek istiyordu. “Allahım! Ben nasıl bir hata yapmışım! Özür dilerim! Özür dilerim!..” diyordu.

 

[1] Abdurrahim Karakoç, Yasaklı Rüyalar s.42

[2] Şair Bestami Yazgan’ın İncitme Gönül isimli şiirinden alınmıştır

[3] Şeyh Sadi, Bostan ve Gülistan, trc. s.56

[4] Kenan Rıfâî (k.s.)’nin söz

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT