1. YAZARLAR

  2. Emrihan Aydın

  3. Kamusal Kurumsallaşma
Emrihan Aydın

Emrihan Aydın

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Kamusal Kurumsallaşma

A+A-

Bir organizasyonun başarılı olabilmesinin en önemli şartı “kurumsallaşma”’ sıdır. Kurumsallaşamayan yapılar gün gelir çöker. Allah’ a emanet şekilde kimisinde 1 ay, kimisinde 1 yıl, kimisinde 100 yıl sonra çöker. Aslında doğada her şeyin bir işareti olduğu gibi çökmek üzere olan organizasyonlarda da çeşitli işaret vardır. Fakat bu görülmez ya da görülmek istenmez. Hal böyle olunca sistemin ardından da organizasyonun çökmesi içten bile değildir.

Kamu,  yapısı gereğince mutaassıp ve hantal yapılardan oluşmaktadır. Kamudaki değişim diğer organizasyonlara göre çok daha zordur. Nedeni kamu organizasyonunu oluşturan çalışanların çalışma esaslarının bir yasa altında tanımlanmış olmasıdır. Değişen dünyada kamuya ait tüm paydaşlarının da zaman içerisinde değişime ayak uyduracak nitelikte revizeler yapılmalıdır. Yapılan bu revizeler tıkanan ve/veya tıkanmak üzere olan alanlarda açılım yapılmasına olanak sağlayacaktır.

Gelin Cumhuriyet’in ilk yılarından bu yana kanunun tarihine bir bakalım:

1923-1960 Arası Dönem***

Cumhuriyet döneminde yaşanan en önemli gelişme, 1926 tarihli ve 788 sayılı Memurin Kanununun çıkartılmasıdır. Memurin Kanunu, kamu personelinin genel bir statü içerisinde düzenlenmesi ve o günün şartlarına göre kamu personel sisteminin oluşturulmasında gerekli temel ilkeleri ortaya koyması açılarından, ileri sayılabilecek bir kanundur. 

Bugün yürürlükte olmayan 1926 tarihli ve 788 sayılı Memurin Kanunu, memurlar ve hizmetliler ayırımına yer vermişti. Memurlar, hizmetin asil elemanı, hizmetliler (müstahdem) ise hizmetin yardımcı elemanları olarak kabul edilmişti. Memurin Kanunu, asli ve yardımcı hizmet ayrımını benimsemiş olmakla birlikte, her iki tür hizmetin memurlar eliyle yürütülmesini öngörmüştür.
Maaşlar konusunda, 1927 yılında 1108 sayılı Maaş Kanunu ile 1929 yılında 1452 sayılı Devlet Memurlarının Maaşlarının Tevhid ve Teadülüne Dair Kanun çıkartılarak, memur maaşlarının hesaplanmasına bir standart getirilmeye çalışılmıştır. 

İkinci Dünya Savaşından sonra Türkiye’de önemli değişiklikler meydana gelmesi, yönetim sisteminin ve özellikle personel yönetimi sisteminin yetersizliğini ortaya koymuştur. Ortaya çıkan bu durum, kamu yönetiminin yeniden düzenlenmesi konusunu gündeme getirmiştir. Konuyla ilgili  çözüm üretilmesi maksadıyla, çoğunun yabancı uzmanlara hazırlatıldığı raporlar dönemi başlamıştır. 

b-           1960 Sonrası Dönem

17/12/1960 tarihinde 160 sayılı Kanunla Başbakanlığa bağlı Devlet Personel Dairesi kurulmuştur.
Diğer taraftan, 23/07/1965 tarihinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu yürürlüğe girmiştir. Daha önce personel sistemine yönelik olarak çıkarılan kanun ve diğer düzenlemelere göre detaylı ve sistematik olan 657 sayılı Kanun, günümüzde de personel kanunlarının temel mevzuatı olarak yerini korumaktadır.

1978 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile  Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar kabul edilerek sözleşmeli personel çalıştırılmasının önü açılmış olup, günümüzde de bu Esaslar hala yürürlüktedir.  

1980’lere doğru, kamu personel reformunu gerçekleştirmek üzere kurulan Devlet Personel Dairesinin, kendisinden beklenen çalışmaları gerçekleştirebilmesi için yeniden yapılandırılması ihtiyacı doğmuştur. Ayrıca, Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında, merkezi kamu yönetimini de geliştirecek biçimde, Devlet Personel Dairesinin yeniden düzenlenmesi öngörülmüştür.
1984 yılına gelindiğinde Devlet Personel Dairesi Başkanlığı, 08/06/1984 tarihli ve 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden düzenlenmiş, Devlet Personel Başkanlığı adı ile yine Başbakanlığa bağlı olarak yeniden kurulmuştur.

1980’lerden bu yana kamu kurum ve kuruluşlarının kaldırılması, özelleştirilmesi veya bazı kadroların iptal edilmeleri durumunda açığa çıkan personelin diğer kamu kurumlarına atanması da bu Başkanlık tarafından yapılmaktadır.

1999 yılında Devlet Memurları Sınavı ve 2002 yılında Kamu Personeli Seçme Sınavı sistemi kurularak merkezi sınav usulüne geçilmiş ve bu objektif sistemin uygulama ve takibi bu Başkanlıkça gerçekleştirilmektedir. 

Kurumsallaşmanın büyük bir ayağı olan personellere ilişkin tarihçe bu şekilde. Kurumsallaşmada iki ana faktörden bir tanesidir personel. Sistemin kurulması kadar yürütülmesi  ve denetlenmesi de çok önem arz etmektedir.

Teşhis çok net.  Kamu kurumları kurumsallaşmadan çok uzak. Bunun en büyük nedeni sistemin kökten revize edilmesi gerekirken yara bandı çözümler ile revizeler yapılmasıdır. Bu teşhis 80 milyonluk ülkede herkesin gördüğü ve teşhis edebildiği durumdur.

Gelelim tedavi yöntemine. Tedavi yöntemi söylenmeyen hiçbir teşhisin önemi yoktur. Zira tedavi önemli olmasaydı, uzmanlık istemeseydi herkes evinde sağlık sorunlarını tedavi edebilirdi. Fakat sağlık sorunlarının tedavisi için yıllarca okumuş, yıllarca pratik bilgiler edinmiş ve binlerce vak’ a görmüş doktorlara emanet etmek işin doğal hali.

Sorunların meydana gelmesini sağlayanlar çözümün bir parçası olamazlar!!!

O ya da bu şekilde kamu kurumları kurumsallaşmada uzak bir görüntü içerisindeyken çözümün görülememesi bu konunun da uzmanlık gerektiren bir alan olduğunun ispatıdır.

Çözüm yürütmeye bağlı kendi içinde bağımsız bir birimin kurulması. Hiçbir bakanlığa bağlı olmadan, yürütme erkinin başına yani Cumhurbaşkanına doğrudan bağlı olacak bir birim. Dört alt birimden oluşacak bu yapı. Birinci alt birimde mevcut sistemi checkup edecek teknik teşhis birimi. İkinci alt birim teknik teşhis biriminin raporu ve görüşleri doğrultusunda gerekli sistemi kuracak danışman birimdir. Üçüncü alt birim ise kurulan sistemin tüm kamu kurumlarına adapte edecek eğitim birimi. Dördüncü alt birim ise kurumları denetleyecek ve eksiklikleri raporlayacak denetçi birim.

Bu yapı kendi içerisinde stratejik planını oluşturup bu dönüşümün kaç yıl içerisinde bitireceğini ön görerek işe koyulacak. Malum kamuyu kurumsallaştıran yapı da kendi içerisinde kurumsal olmalı. Tüm bu süreçte elde edilen çıktılar yürütme erki başkanına yani Cumhurbaşkanına raporlanmalıdır. Usul yönünden de sınırsız bir şekilde yargının tam denetimine tabii olmalıdır.

Eğer kamuda kurumsal dönüşüm ile kurumsallaşma gerçekleşirse bu durum, domino etkisiyle özel sektöre de sirayet edecektir. Hal böyle olunca herkes kurumsal düzen içerisinde hareket etme zorunluğu hissedecektir. Bunu sadece hissettirmekle de kalmayarak TTK’ da bununla ilgili yer alan “kurumsal yönetim ilkeleri” bölümüne yapılacak bir açılım ile şirketlere kurumsallaşma zorunluluğu getirilmelidir.

Şimdi sizi duyar gibiyim. Sanki TTK’ da her şey uygulanıyor da bu bölüm mü uygulanacak?

Uygulanacak. Çünkü artık “-mış gibi yapmayan” kurumsallaşma yolunda Cumhuriyet tarihinin en büyük adımını atmış bir kamusal yaı olacak. Yeni Türkiye’ de yönetimde hiçbirşey “-mış gibi” olmamalıdır.

Kimse unutmasın gelişim elimizde. 2023 hedefleri önümüzde. Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne diyor? “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

***T.C. Devlet Personel Başkanlığı Kamu Personel Yönetiminin Tarihçesi


SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN;

Twitter.com/emrihan_aydin

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT