1. YAZARLAR

  2. Emrihan Aydın

  3. Global Ulusal Ekonomi
Emrihan Aydın

Emrihan Aydın

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Global Ulusal Ekonomi

A+A-

Toplumsal olarak tarih boyunca asker ya da çiftçi kökenli olmamızdan dolayıdır girişimciliğe uzak kalmamız. Dünya da hızla deneyimlemelerin yaşandığı dönemde bizler çiftçilikle veya askerlikle ilgilenmişiz. Bu yüzdendir girişimcilik kavramıyla Osmanlı’nın sonuna doğru tanışmamız. Osmanlı’da Türkler savaş ve çiftçilikle uğraşırken gayrimüslimler iş dünyasında boy göstermişler.

Taa ki Abdülmecit zamanında yapılan ilk dış borçlanmaya kadar. Padişah Abdülmecit “ben bu borca imza atıyorum. Ama bu parayla ne yapacağız? Kumpanyalar kuralım.” Deyince Şirket-i Hayriye, bir hizmet şirketi kurulmuştur.

Hizmet şirketinin yanında sanayi şirketi kurulamamış maalesef. Çünkü sanayi için müteşebbis ve bilgi birikimi de yoktu. Bankacılık ve sigortacılığın gelişmesi de aynı döneme denk gelmiştir. Osmanlı Bankası bu dönemde kurulmuştur. Yani girişimciliğin dümenine yavaş yavaş geçmeye başlamışız. Fakat bizim yeni dümene geçtiğimiz dönemde dünya yüzyıllardır dümendeydi. Aradaki bilgi, birikim ve deneyim farkını siz hesaplayın.

Gelelim günümüze…

Günümüzde girişimciliğin özellikle devlet destekleriyle yaygınlaştırılmaya çalışıldığı bir dönemdeyiz. 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girme hedefimiz var.

Büyüme performansı ile G20 ülkeleri arasında ilk 5’teyiz. Bunlar çok güzel gelişmeler olmakla birlikte yeterli mi?

Zaten geriden geldiğiniz bir kulvarda başarılı olmanız, ancak diğerlerinden daha fazla çalışmayla, üretmeyle olur.

İşin güzel taraflarına baktıktan sonra gelin biraz da çuvaldızı batıralım.

Hala girişimciliği bilmiyoruz. Girişimciliğin kuralını, prosesini bilmiyoruz. En basiti önce markayı tescil ettirip sonra girişime başlamamız gerekirken önce girişimde bulunuyoruz. Sonra markayı tescil ettirmeye çalışıyoruz. Başta araştırmadığımız için markanın tescili konusunda endişeler, stres ve gerilim yaşıyoruz. Sermaye sorunu en büyük sorun. Dedik ya ya askerlikten ya da çiftçilikten geliyor köklerimiz. Sermaye birikimi olmadan yapılan girişim sürdürülebilirlik noktasına geldiğinde tıkanıyor. Açılan-kapanan şirket oranlarına baktığınızda bunun ne kadar doğru bir tespit olduğunu göreceksiniz. Şirketlerin kurumsallaşmaları, sürdürülebilirlikleri adına yapılan yatırımlar çok az. Neden? Çünkü her şeyin doğrusunu biz biliyoruz. Profesyoneller sizin işinizi sizden daha iyi mi bilecekler? Değil mi? J

Bu durumun çözümü ne peki?

Makro ölçekte girişimciliği teşvik etmekle birlikte “sürdürülebilir girişimcilik”’ in üzerinde durulmalıdır. Daha önce girişimcilik deneyimi olmamış birisine sadece iş planı yaptırıp (ne kadar sağlıklı yapıldığı tartışılır) biraz da sermaye vermek ile teşvik gerçekleşmez. Sıfır sermayesi olanın bile heveslendiği bu teşvik sisteminde hüsran yaşanıyor.

Bunun yanında ekonomi modeli üzerinde bir iki dokunuşa ihtiyaç var. Tıpkı İzmir İktisat Kongresinde olduğu gibi kilometre taşı olacak bir çalıştay yapılmalı ve alınan kararlar bundan sonrası için temeli oluşturmalı.

Burada ortaya konması gereken “Global Ulusal Ekonomik Model”.

Bu model, global kuralların geçerliliğinin olduğu, yerli ve milli şirketlerin ağırlığının olduğu hatta bu şirketlerin yurt dışı pazarlarında aktif olduğu bir modeldir. Hepimizin yıllardır korkusu “ya yabancı sermaye giderse” olmamış mıdır?

İşte burada bu korkuya son vermeyi atılan adımları hızlandıracak bir model ve çalıştayla kilometre taşı olabilir şu dönem. Krizin fırsata dönmesi de tam olarak bu aslında.

Şunu unutmayalım ki, devletlerin büyüklükleri sahip olduğu şirketlerin büyüklükleri ve büyük şirketlerin sayıları ile ölçülecek.


Twitter.com/emrihana

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT