1. YAZARLAR

  2. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Demirci

  3. ÂŞIK’A UYKU HARAMDIR
Yrd. Doç. Dr. Mustafa Demirci

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Demirci

Detail Haber / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

ÂŞIK’A UYKU HARAMDIR

A+A-

Vakit akşamdı… Derviş gün boyu çalışmış, yorgun düşmüştü. Eve dönerken akşam dergaha nasıl gideceğini düşünüyordu. Nefsi; “Çok yorgunsun! Bugün dinlenmelisin!” diyordu. Nefsinin vesveseleri ile bir an için tereddüt geçirse de, hemen toparlanarak; “Eğer âşık isen yâre, sakın aldanma ağyâre” mısralarını terennüm etmeye başladı Derviş. Kalbinin sesine kulak vermişti. Bir an önce eve varmak, namazı kılmak ve dergahın yolunu tutmak istiyordu. Bu düşünceler içinde hızlı adımlarla  yürüyerek evine geldi. Akşam ezanı çoktan okunmuştu. Öncelikle abdest alıp namazını eda etti. Sonra ev halkından izin isteyerek bir an önce dergaha gitmek üzere yola çıktı. Dergah Dervişin evine yürüme mesafesiyle on beş dakikalık uzaklıktaydı. Yürürken kendisinde günün yorgunluğundan eser kalmadığını hissetti. Adımları hızlanmış, bedeni hafiflemişti. Bu durum Derviş’e mürşidinin sık sık sohbetlerinde okuduğu bir hadisi hatırlattı:  “Hiçbir şey Allah’a, iki adımdan daha sevgili değildir. Bunlardan biri; Allah yolunda atılan adım, diğeri de Allah’ın emirlerinden birini yerine getirmek için atılan adımdır”. Bu tefekkür hali ile yola devam eden Derviş çok kısa bir süre sonra kendisini dergahın kapısında buldu. Sohbet henüz başlamıştı. Kapıdan içeri adım atara atmaz köşeye kıvrılarak oturuverdi. Mürşidi onun gelişini görmemişti. Zikir öncesi mutad olarak yapılan sohbet devam ediyordu. Derviş sohbetin konusunu anlamak için iyice kulak kabarttı. Mürşid dervişin aşk ehli olduğu vurgusunu yapıyordu. Mâşûk-i Tûsî’nin dervişlerine verdiği öğütten bahsetti ve birden Dervişe doğru yöneldi “İşitmediniz mi?” dedi. Derviş şaşkındı. Bir an sorunun tek muhatabı gibi hissetti kendisini ve anlamsız, istemsiz mimikler yaptı sonra mahcup olarak başını önüne eğdi. Mürşidi aslında; “Mâşûk-i Tûsî’nin sözünü işitin ey yârenler!” demek istiyordu. Sonra daha duygusal bir ses tonuyla Tûsî’nin sözlerini aktardı: “Daima yanın, eriyin. Aşk derdinden tamamıyla yanıp eridiğinizde, zayıflıktan kıla döndüğünüzde iş düzeldi demektir. Varlığın bir kıl gibi inceldi mi, sevgilinin zülfünde konaklar, yer tutarsın. Kim onun için bir kıla dönerse, şüphe yok ki sevgilinin saçında bir tel olur”. Bu etkili sözler bütün dervişleri derin düşüncelere sevk etmişti. Zihinleri varlıklarını aşk ile eritmenin gereği üzerine yoğunlaşmıştı. Mürşid beklediği etkiyi dervişlerin yüzünde tek tek okuduktan sonra, konuyu bir âşık hikayesiyle taçlandırdı. Hikaye uyuyan bir âşık hakkındaydı. Anlatmaya başladı: “ Bir âşık aşkının şiddetinden perişan bir hale gelmiş, bir yol ağzında ağlaya ağlaya uyuya kalmıştı. Yoldan geçen sevgilisi, onu uyumuş, kendinden geçmiş halde görünce, bir kağıt parçasına bir şeyler yazdı, âşığın üzerine bıraktı. Âşık uykudan uyanınca kağıdı okudu, yüreği daraldı. Şöyle yazmıştı sevgilisi:

 - Ey susup dalmış adam. Tüccarsan kalk para kazan. Yok zâhid isen geceleri uyuma, kulluk et! İkisi de değil, âşıksan utan. Âşığın gözünde uyku ne gezer? Âşık gündüzleri yel gibi eser savurur; geceleri yanar yakılır, âleme ay ışığı gibi ışık saçar. A nursuz, pîrsiz! Madem ki bunlardan hiçbiri sende yok, aşktan bahsetme, sahte davalara girişme. Âşık  ölüp kefene sarılmadan yatar uyursa ona da âşık derim amma,  o aslında kendisine âşıktır. Madem ki sen marifetsiz, bilgisiz aşk yoluna girdin, uykuların hayr olsun, Allah rahatlık versin. Sen bu işin ehli değilmişsin. Aşk ehli hiç değilmişsin!”

Mürşidin hikayeyi bitirdiğinde dergahı derin bir sessizlik bürümüştü. Sanki nefesler tutulmuş,  kalpler durmuştu. Âşık dervişlerin üzerindeki yük kat be kat artmıştı. Dervişler aşka bir kez daha âşık olmuşlardı. Bizim Derviş sohbete gelirken yaşadığı tereddütten dolayı engin bir mahcubiyetle elbiselerinin içine gömülmüş kalmıştı. Söz yerini aşka, dil kalbini zikre bırakmıştı. Dergahın sütunları arasından gözyaşlarıyla “Allah!.. Allah!..Allah!...” zikri yükseliyordu... Kubbede yankılanan hoş bir sadâ ise; “Yunus Emre der ki dünya yalandır  / Güvenme maline malin talandır  / Seherde âşıka uyku haramdır …….” ilahîsi ile inliyordu...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT